2005'ten beri mutfakta · 574 tarif

Sular Seller Gibi...

18 Ocak 2007
Sular Seller Gibi...
Su

Salı günü evimizi su bastı.

Ankara'ya taşındığımızdan bu yana evde başımıza gelmeyen bir bu kalmıştı. Çok şükür onu da hasarsız atlattık.

Herşey salı sabahı öğleden sonra gideceğim küçük bir toplantıya götürmek üzere kek pişirken başladı. Kekimi fırına verip bulaşığını topladıktan sonra ellerimi son kez yıkamak için musluğu açtığımda su yoktu. İki dakika önce akan su kesilmişti.

Suyun kesilmesini küresel ısınmaya ve bu kış hiç yağmur almayan Ankara'nın barajlarında su kalmadığına bağladım. Bir yandan kesinti yapılacağının neden duyurulmadığına kızarken bir yandan da çaydanlığın altındaki sıcak içme suyu ile ellerimi duruladım. Tam bu sırada kapı çaldı. Kapıcımız "Su faturasını ödememişsiniz. Suyunuzu kestiler" dedi. Å?aşkınlığımı tahmin edebiliyorsunuzdur. Her halde adamcağızın suratına o kadar ne yapacağını bilmeyen, anlamsız bir ifadeyle bakmışım ki, "Siz parayı bana verin, ben hallederim" dedi.

Bütün muslukların kapalı olduğundan emin olarak, kekimi de alıp çıktım. Akşam eve dönüş yolundayken eşimden bir telefon aldım "hayatım sen suları kapatmış mıydın?" diyordu. Cevabım kesindi "tabii ki." "Eee... O zaman evi nasıl su bastı?" dediğindeki şaşkınlığım sabahkinden kat ve kat fazlaydı. O panik ve şaşkınlıkla eve nasıl geldiğimi bilmiyorum.

Kapıdan girdiğimde yerde iki parmak yüksekliğindeki suyu görünce "şimdi ne yapacağım" dedim. Allah'tan eğim salon tarafına değil, yatak odası tarafınaymış. Yoksa salondaki parkelerin ne hale geleceğini hayal bile etmek istemiyorum.

İlk şaşkınlığımı attıktan sonra kriz masasını kurup bir pizza söyledim. Suların içinde pizzamızı yedikten sonra işe koyulduk. Yaklaşık 2 saatlik bir su çekme operasyonundan sonra holdeki ve giyinme odasındaki halı dışında heryeri kurutmuştuk. Holdeki halıyı kalorifer yanına taşıdık. Giyinme odasındaki duvardan duvara halının üzerine gazeteler serip suyunu çektirdik. Ki bu işleme gazeteleri saat başı değiştirmek suretiyle halâ devam ediyorum. (Kokmasın diye de havanın - bilmem kaç olmasına aldırmadan camı açık bırakıyorum.)

O gece nasıl derin uykulara dalğımı tahmin edersiniz. Sabah üzerimde bir kırıklıkla uyandım. Canım yataktan çıkmak bile istemedi. Nitekim akşam davetli olduğumuz yemeğe gideceğimiz saate kadar da çıkmadım desem yeridir. Öğleye doğru biraz ateşim çıktı. Ateş düşürücü aramak için yataktan çıktığım sırada kapı çalındı. Kapıcımız dün ödediği faturaları getirmişti. Teşekkür edip aldım. Yatağa geri dönüp faturalara göz gezdirdiğimde, başıma iki gündür gelenlerin kendi suçum olmadığını, herşeyin ev sahibimizin ağustos ayında 8 YTL'lk bir faturayı ödememesinden kaynaklandığını anladığım an ateşim biraz daha artmış gibi geldi. 8 YTL'lik bir faturanın 60 YTL açma kapama gibi bir başka faturaya, evin göl haline dönmesine, üşütüp, hasta olmama neden olduğunu kabul etmek çok zor oldu.

Bunlar da olur