2005'ten beri mutfakta · 574 tarif

Dökme Demir Tavalarım

20 Nisan 2010
Dökme Demir Tavalarım

Bu tencere tava işi çok karışık. Bir o kadar da önemli. Son zamanlarda kullandığım bir tava yıllardır yaptığım yemeklerin lezzetine lezzet kattı. Kurufasulyeden tutun da zeytinyağlı enginara kadar herşeyi onunla pişirmeye başladım. Hecha demir tavadan bahsediyorum.

Dökme Demir Tencere

Bundan dört yıl kadar önce ilk demir tenceremi Ankara'da almıştım. Ancak o kadar ağır ve zor temizleniyordu ki bir müddet sonra sadece yoğurulmayan ekmek yaparken kullanmaya başladım. Onda pişirdiğim sarmaların da tadı damağımızda kaldı.

Sonra gözüm Le Creuset tencerelere takılmaya başladı. Cazibeli olduğu kadar pahalı da olan bu tencerelerden almaya karar verinceye kadar artık raflarda bulunmaz hale geldi.

Bu arada ben bir türlü lastik olmaktan kurtaramadığım etleri daha iyi nasıl pişiririmin çözümüne adadım kendimi. İşte o günlerde bir yerlerde Defne hanımdan et tavasının dökme demirden ve yağların eridikçe akabileceği oluklara sahip olması gerektiğini okudum. Ondan bir kaç zaman sonra da İkea'da rastladığım ilk demir tavayı attım sepete. Fakat sonuç hayallerimdeki gibi değildi. Daha çok duman duman bir mutfak ve herşeye rağmen yapışıp sertleşen etlerdi. Ama ne yalan söyleyeyim, iyi patlıcan közleniyordu. Bir müddet sonra o da dolabın derinliklerindeki yerini aldı.

Dükkan Online'da karşılaştığım Hecha'yı almaya ilk nasıl karar verdim bilmiyorum. Galiba Özgür ile yaptığımız bir telefon konuşmasının ardındandı. Bir tanıdığının bu tavaları ürettiğini, kullanan herkesin çok memnun olduğunu söylemişti. Yemek konusundaki seçimlerine çok değer verdiğimden hemen web sitelerine girip nerelerde satıldığına baktım. Boyner'den alabileceğimi anlayıp bilgisayarımı kapatırken gelen kutusuna Hecha başlıklı bir e-posta düştü. Özgür'ün bana bulacağım yerlerin listesini gönderdiğini düşünerek açtığım e-posta beni şaşkına çevirdi. Ürünlerini denememi istiyorlardı. Zevkle kabul ettiğime dair bir cevapla birlikte telefon numaramı yolladım.
Hecha Skillet

E-postamdan bir kaç dakika sonra marka müdürü beni aradığında herhalde bu kadar uzun sohbet edeceğimizi düşünmemişti. Ben diğer tencere ve tavalarla yaşadığım zorlukları anlattım. O ise neleri yanlış yaptığımı açıkladı. Ürünü nasıl temizlemem gerektiğini, nasıl yağlamam gerektiğini kısacası dökme demirden yapılmış bir ürüne nasıl bakılacağını bana uzun uzun anlattı. Sonrasında da ben daha önce olukların arasına sıkışan parçaları temizlemekten bezmiş birisi olarak düz tabanlı bir tavayı (skillet) denemek istediğime karar verdim.

Açıkça söylemeliyim ki geldiği günden beri makarna dışındaki bütün yemekleri bu tavada pişiriyorum. Makarna için Bizim Usul Makarna çekimlerinde de kullandığım rengine, biçimine bayıldığım lagostina tenceremden vazgeçmem mümkün değil. Neyse konuyu dağıtmayıp dökme demir tavalara geri dönelim.

İlk uygulamayı telefonda anlatılanlara uygun şekilde gereçekleştirdim. Sonuç gerçekten de şaşırtıcıydı. Yıkamama gerek bile olmayan tavayı sudan geçirip, dolaptaki yerine kaldırdım. Bir sonraki ve daha sonraki et denemelerinde de harika sonuçlar almaya başladığımda, iki kişilik bir aile için 28cm'lik tavanın yemek pişirmek için yeterince büyük olduğuna karar verip ilk denemeyi kurufasulye ile yaptım. Soğanı kavurup, fasulyeleri ekledikten sonra ağzını aluminyum folyo ile kapatıp fırına verdim. Her yeri demir olduğundan hiç problem çıkmadı. 5 yıldır yaptığım en lezzetli fasulyeyi de bu şekilde yemiş olduk.

Sonraki denemem semizotu yemeği ile gerçekleşti. Ağır ağır pişen semizotunun rengi korunurken tadına diyecek yoktu. Tava tencereliğe terfi edince haliyle ona bir kapak bulmak gerekti. Dolaptaki bütün kapakları birbir deneyip, en sonunda büyük Tefal tenceremin kapağının tam oturduğunu gördüğümde, ağzımdan 'sen herşeyi düşünürsün' sözleri dökülüverdi. İşte o andan beri dökme demir tavam bir daha dolaba girmedi.

Temizliğinden ve pişirme performansından bu kadar memnun kalınca kendime bir tane de orta boy oluklu tava aldım. Onunla et, tavuk gibi ızgara yapmak istediğim şeyleri pişiriyorum. Hiç balık pişirmedim. Bir ara onu da deneyeceğim.

Hecha'dan aldıklarım bununla bitmedi. Martha Stewart'ın programında balık için anlatılan bir püf noktası etler için uygulanamıyor diye hayıflanmıştım. Bunun için bir alet var mıdır acaba diye düşünmüştüm de... Olay şuydu: Balıkları çok sıcak tavaya koyduğunuzda bel veriyorlar ve tavaya değmeyen alt tarafları pişmiyor. Tıpkı etler ve tavuklar gibi. Martha Stewart balıklar için tavanın çok sıcak olmamasını, balıkla beraber ısınması durumunda bu olayın olmayacağını söyledi. Ama biliyorsunuz ki et için bu geçerli değil. Eti yüksek ateşte mühürlemek gerekiyor. Bel verip havalanmaması için de ben sürekli maşa ile etlere bastırıp dururdum. Ta ki ızgara tavamı alırken gördüğüm bu garip aleti keşfedene kadar. Şimdi etleri kızgın tavaya koyup üzerine de bu aleti bırakıyorum. 3 dakika sonra arkasını çevirdiğimde her yeri eşit pişmiş nefis etlerim oluyor.

Resmen mutfaktaki hayatım 2 tava arasında geçmeye başladı. Denemelerim devam edecek. Bakalım bu tavalarda yumurta ve krep pişirmek nasıl olacak? Temizlemesi konusunu merak edenler bir sonraki yazıyı bekleyecekler :)

Bunlar da olur