Veda Bahane Sohbet Şahane
On gün kadar önce İpek'ten aldığım bir e-postaya o kadar duygulandım ki, eşimi arayıp "Ankara'lı blogcular benim için veda yemeği düzenliyorlarmış" cümlesinin sonunu getiremedim. İpek ve Gorki el ele verip benim sürekli takip ettiğimi bildikleri arkadaşlara haber uçurmuşlar, herkese uyacak zamanı bulup ayarlamışlar. Bana da tarih konusunda "müsaitim" demek kaldı.
Cuma günü saat 12'de Tunalı'daki Cafe Des Cafes'de İpek, Çekirdeksiz Üzüm, Yıldız, Kıymet, Defne, Gorki, DNZ, Pino, Bengi, Melike ve ben buluştuk. Arada mesaisine dönmek zorunda olup istemeden bizden ayrılanlar olsa da ben kapıdan çıktığımda saat 16:45'ti. Dolu dolu gülerek, paylaşarak geçirdiğimiz beş koca saat... Hayatımın en renkli, en heyecanlı, en güzel beş saatlerinden birisi. Öğle saatlerinin güneşi uzun zamandır takip ettiğim bazı arkadaşlarla tanışmanın heyecanını, akşamüstü başlayan ve gittikçe şiddetlenen yağmur ise çok sevdiğim bu gruptan kısa süre sonra ayrılacağım için duyduğum üzüntüyü sessizce yanımdakilere anlattı.
Eli kalem tutan bu kadar hanımı bir araya koyduğunuzda neler konuşur neler... Yemek, kitap, müzik, fotoğraf, çizim, tasarım, moda, Ankara, İstanbul, internet, alışveriş, çocuk, aramızda olamayanlar, biraz ondan biraz bundan. O kadar çok konuşmuşum ki ben bile kendime inanamıyorum. Yanımda oturan İpek'in ağzımı bantlamamasına da hâlâ şaşıyorum.
Düne ait tek üzüntüm Gorki'ye bir doğumgünü pastası kesememiş olmak. İpek'le buluşmanın ilk yapılacağı yerde pasta olduğu, bizim yapıp götürmemizin abes kaçacağını konuşmuştuk. Buluşma yeri değişince planımız malesef suya düştü. Gorkiciğim bizi affet.
Dün vakit ayırıp bize katılabilen herkese çok teşekkür ederim. Umarım bu toplantıları ben gittikten sonra da yapmaya devam edersiniz ve umarım İstanbul'a yolunuz düştüğünde görüşebiliriz.