uykusuz her gece...
Bebeklerde uyku konusu ne karışık... Uykusu olan bir varlık neden yatağa girmeye, gözlerini kapamaya direnir? Anlaşılır gibi değil. Gündüz fazla uyurlarsa gece uyuyamazlar. Gündüz uyumazlarsa gece yine uyuyamazlar. Yorun olurlarsa ya da olmazlarsa da uyuyamazlar. Bebek uykusunda herşey pamuk ipi gibi ince dengeler üzerine kurulu.
Uyku pekçok şeyin aksine öğrenilmesi gereken bir davranışmış. Evet, bir ihtiyaç ve herhalükarda uyunacak. Ama uykusuzluğun yarattığı stres altında sızarak uyumakla bir rutin dahilinde yatağa girip uyumak faklı şeyler. Yani bayılmadan uyumak öğrenilebilir birşeymiş.
Daha önce insomnia tedavisi görmüş olmamın etkisi olsa gerek... İnsomnia -uykusuzluk hastalığı- sağlıklı bir insanın başına gelebilecek en korkunç şeylerden diyebilirim. Turp gibi sağlıklısınız, uykunuz var ve uyuyamıyorsunuz... Bir müddet sonra algınız daha da açılıyor. 3 kat yukarıdaki konuşmaları, bilmem ne kadar uzaktaki rüzgar çanını duyup gerginleşiyorsunuz. Uyuyamıyorum stresi arttıkça herşeyin tadı tuzu kaçıyor. Asabi, hiçbir şey beğenmeyen biri oluyorsunuz. Tedavisi de uzun bir uyku eğitimi. Tabi arzu edenlere ilaç destekli. Bu yollardan geçince uyku düzeninin tekrar bozulması fikri insanın kabusu oluyor.
[blockquote align="left" style="style1"]Uyku meselesi bebek sahibi olmayı düşündüğümde beni en çok düşündüren konuydu. [/blockquote] Sûfî doğduğunda korkularımın yersiz olduğunu anladım. Ciltlerle okuduğum bebeklerde uyku konulu kitaplara ihtiyaç olmadı. Gündüzleri uyumamakta dirense de akşam 19:00'da uyku rutinimizden sonra sabah 05:30'a kadar kesintisiz bir uykuya yatıyordu. Bir ara moro refleksi yüzünden kollarını açıp yüzüne çarptığında uyanmaya başlamıştı ki tülbentele hafifçe yapılan kundak bu derdimizi de ortadan kaldırdı. Birçok arkadaşım uyuyan çocuğu uyandırıp emzirmemem konusunda beni uyardığından kendisine hiç dokunmuyordum. 3 saat arayla kalkıp süt sağıp, kaldırmam, bir sonraki uyanış için sterilizasyon işlerini yapmam gerektiğinden benim kesintisiz bir uykum olmadı.
3. ay kontrolünde yeni gitmeye başladığımız bebek doktoru. Bu çok zayıf, sütünüz yetmiyor, mama verin. Aç çocuk uyumaz da perişansınız siz diye anlatmaya başladığında. 'biz geceleri kesintisiz uyuyoruz' dememizle. 'çocuğu öldüreceksiniz. gece nasıl emzirmezsiniz' azarlarını işittik. Ben hala gece emzirmemekte inat etsem de eşim her 2 saatte bir bebeği odasından getirmek suretiyle o mesut uyku dolu gecelerimizi rafa kaldırmış oldu. Emzirmek benim için az evvel bahsettiğim işlerden çok daha az meşakkatliydi. Yataktan çıkmıyordum bile. Eşim bebeği 3 haftalıktan beri yattığı odasından alıp getiriyor, sonra da geri götürüyordu. Esas konu karnını doyurduktn sonra gazını çıkar, altını temizle ve en mühimi tekrar uyumaya ikna et... O uyumaya ikna olduğunda 2 saatlik süre dolduğundan tekrar başa dön... Bir anda uyku lüks haline geliverdi. Tamam biz en iyisi uyandırmayalım dediğimizde, yeni tempoya 3 günde adapte olan minik afacan gece kıyametleri koparmaya başladı. Hala devam eden uyku problemimizin temelleri işte böyle atılmış oldu.
Aralık ayına geldiğimizde eşim 9 günlük bir iş seyahatine gitti. Sûfî'den ilk ayrılığıydı. Döndüğü gün 'ben bu gece oğluma sarılıp yatacağım' diye tutturdu. Ben ise okuduğum cilt cilt kitaplardan hatırladıklarımla 'bir kere yatağa alırsak bir daha çıkmaz, katiyen olmaz' diye şiddetle karşı çıktım. Böylelikle ilk 5 ayını kendi odasında kendi kendine uyuyarak geçiren oğlumuz bizim odamıza yerleşmiş oldu. Boyutları ufakken ve sağa sola dönemezken pek problem değildi de şimdilerde yatakta ondan yer bulabilirsek ne alâ...
Sufi 1 yaşına gelmeden 3-5 gün önce canıma tak eden uykusuzlukla bir gece yarısı 'artık gece süt yok. sabah istediğin zaman istediğin kadar içebilirsin' diyerek kabus dolu 1 haftaya adım attık. Gece apartmanımız hatta yaz sebebiyle açık balkon kapısından parklar bile 'memmeee' sesiyle yankılanıyordu. Yine arkadaşlarımın uyarısıyla o meme dedikçe yerine su ya da başka birşey verip başka bir alışkanlık yaratmamaya çalıştığımdan işler daha da zor oldu. Ama geçti...
[blockquote align="center" style="style1"] Sanıyorsunuz ki biz de uyumaya başladık... Maalesef...[/blockquote]
Sıcak bastırdıkça terleyen, terledikçe 'de' -Sufi'nin dilinde su- diye uyanmalar başladı. Kana kana bir bardak suyu içip uykuya dönse de saat başı uyanmalar insomnia görmüş bendenizi perişan etti. Biberon, akıtmayan alıştırma bardakları gibi çözümlerin hiçbirisi bizim için işe yaramadı. Küçük bey suyunu büyük insanlar gibi cam bardaktan içmek istiyordu. Sırılsıklam ıslak bir yatakta yatmamak için haliyle suyu içirmek gerekiyordu. Koca yaz geçti. Terlemeler azaldı bizimkisi su istemeyi bıraktı. Tam uyuyacağız derken 13 ay çıkmayan dişler dörder dörder gelmeye başladı. Şimdilerde geceleri diş ağrılarıyla, gündüzleri de tek uykuya geçiş ile uğraşıyoruz... Anlayacağınız uykusuzuz...