Tren gelir hoşgelir...
Evde bir tren sevdasıdır gidiyor sormayın. Dünyanın en meşhur treni Thomas'la ilk tanışmamız yılbaşından az evveldi. Bizimle beraber ertesi gün çıktığımız 3 haftalık seyahate bile geldi.
10 parçalık ray setini geçtiğimiz haftaya kadar pek kullanmadık. Ne olduysa geçen hafta oldu. O kullanılmayan raylar ortalığa döküldü: 'tiyenime yoy yapın' sözleri duyuldu. 10 parçalık ray sitemi ile küçük bir daire yapılabiliyor. Thomas o minicik daire içinde dönüp durdukça benim de başım dönmeye başladı. Meğer benimle aynı duygular içindeki eşim daha değişik nasıl yol yapabiliriz arayışlarına girmiş bile.
ilk İkea ziyaretimizde ikea'nın ahşap ray ve trenlerine baktık. Raylar güeldi, kain trenlerde hiç ama hiç iş yoktu. Eşimin araştırması derinleştikçe bize hediye gelen 'Thomas ve Arkadaşları' setinin dünyanın en kompleks, en detaylı tren seti olduğunu öğrendik. Öğrendik öğrenmesine de bize faydası yoktu bu bilginin. Çünkü internette gördüğümüz o birbirinden güzel ray sistemleri Türkiye'de satılmıyordu. Tünelleri, açılıp kapanan köprüleri geçtim ekstra ray bulamak bile mümkün değildi.
Thomas ve Arkadaşları o kadar meşhurmuş ki bir kaç farklı firmanın Thomas ürünü var. Hatta çizgi filmleri, çantaları, kıyafetleri, tabağı çanağı neyini isterseniz varmış. İnsan ilgilenmeyince görmüyormuş. Şimdi nereye gitsem Thomas ve arkadaşları peşimi bırakmıyor.
Geçen haftaki Google aramalarımız sırasında ekstra rayları bir oyuncakçının internet sitesinde gördük. Lakin stokta yoktu. Heyecanımız kursağımızda kaldı. 10 tanecik rayımızı kutuya koyup, kendimizi sabah serinliğinde sahile attık. Biraz park, biraz bisiklet derken karnımız acıktı. Yemek için yakınlardaki bir yere giderken sabah internet mağzasını ziyaret ettiğimiz oyuncakçıyı görüp içeri girdik. Çıktığımızda elimiz kolumuz ray kutuları ve ağzı kulaklarında bir çocukla doluydu. Sabahtan akşama, 'park' diye bağıran çocuğum 'ebe gidelimmm' diye ağlıyordu.
Yemeğimizi yiyip, evimize döndük. Yolda uykuya yenik düşen canvarı yatağa aktarıp, rayların başına oturduk... Yok şöyle gitsin yok böyle olsun. Şurası böyle yükselsin derken koca bir tren yolu yaptık. Uykudan uyanan Sûfî salonun ortasındaki yolları görünce şaşkınlık içinde kaldı.
O günden sonra eşim hemen hemen her akşam bir yol tasarımı yapıyor, ben sağına soluna legolardan istasyonlar, köprüler inşaa ediyorum. Sûfî sabah hepsini birbirine katıyor...
Eh, evde her gün tren yolu inşaatı olunca ipad'le oynadığı zamanlarda da tren istemeye başlayan Sûfî Thomas'ın arkadaşlarıyla da tanışmış oldu. Dün sabah elinde treniyle gelip: 'Thomas'ın canı sıkılıyor, ona arkadaş alalım' diyerek olaya son noktayı koydu. Thomas artık yalnız değil. Tüm evi dolanan raylarda Percy ile çarpışıp duruyorlar. Bu sabah lokomotiflere vagon lazım derken yakaladık kendimizi. Anlayın artık evdeki durumu.