Takıntılar
Haşmet beyin Yemek.Nâme Ekim sayısında bahsettiği Monk dizisini seyretmeye başladığımdan bu yana hayatımda daha önce dikkatimi çekmeyen birçok şey dikkatimi çekmeye başladı.
Başlarda Monk'un garip takıntılarına gülüp "bu kadar da olmaz" derken iş birden tersine dönmeye başladı. Birçok takıntım olduğu ile yüzleştim. Diziyi seyretmeye başlamadan önce doktordan raporlu tek bir takıntım varken şimdi onlarcasının farkına varıp gülüyorum. Bakın bir kaç tanesini yazayım.
- Çamaşır asarken hep çift mandal kullanıyorum ve mutlaka aynı renk olmalarına dikkat ediyorum. Ancak iki tane, tek mandalla asılacak çamaşır varsa tek kullanmam mümkün. Maksat sepette o renk mandal tek başına kalmasın.
- Mandallardan birisi kaybolursa eşini de yok etmek için çaba sarf ediyorum. Dikkat! Doğrudan atmıyorum. O da kaybolsun diye uğraşıyorum. Olmadık işlerde o mandalı kullanmaya başlıyorum. Ta ki kaybolana kadar.
- Sabahleyin kek yapmak için açtığım sütü öğleden sonra ya da ertesi gün içemiyorum. O süt bozulup atılmasın diye yeni bir kek ya da kurabiye daha yapıyorum. İçmek için mutlaka yeni kutu süt açıyorum.
- Dişlerimi hep aynı sırayla fırçalıyorum. Önce ortalar, sonra sağ ve en son sol taraf.
- Gece yatarken duaları hep aynı sırayla okuyorum. Kazara birisini atlarsam en başa dönüp sırasıyla okuyorum.
- Birçok eşyayı renklerine, boylarına ve genişliklerine göre dizerim. Bütün bunların düzenli oranda artıp eksilmesi için gerekirse yeni bir tane daha alıp araya koyabilirim.
- Meyve karışımı sıkıyorsam mutlaka belli meyveleri belli sırayla sıkarım. O meyvenin sırası geçtikten sonra asla yenisini karışıma eklemem.
Daha bir sürü şey. Dediğim gibi bir de raporlu olduğum takıntım var ki beni en çok o yoruyor. Doktora göre "mükemmellik takıntım" varmış. Bu nedenle düzgün yapılmayan her işi kendime dert ediyormuşum. "Öyle bir şey olsaydı bu kadar dağınık olmayı başaramazdım" dedim. "Sizin o karmaşa kesin bir sisteminiz vardır" demişti. Ne diyeyim haklı galiba.