Tadilat nedeniyle kapalıydık!
Herşey ufak bir su damlası ile başladı. Alt komşumuzun 'banyonuzdan bize su geliyor demesi üzerine' ustalar gelip çaresine baktılar. Bir kaç hafta sonra problem tekrar görüldü. Sonra tekrar ve tekrar... Bu iş o kadar uzadı ki kesin çözümün herşeyin kırılıp bütün boruların yenilenmesinde olduğuna karar verdik. Ve macera dolu haftalar başlamış oldu.
Önce yeni banyo nasıl olmalı, ne nerede durmalı gibi soruların cevapları aranıldı. Ardından da lavabo, fayans ve diğer malzemelerin seçilmesi... Ne kadar çok çeşit, ne kadar garip fiyat aralıklarında satılıyor inanamadım. Ellerimizi yıkayıp geçtiğimiz muslukların kullanmadığımız ne kadar çok özelliği varmış. Yok sifonlusu, sifonsuzu, iç ağzının (başka bir adı vardı da hatırlamıyorum) hareket edeni etmeyeni...
İş seçmekle bitmiyor. O ürünün stoklarda olması ve teslim edilmesi de bir başka mevzu. Tam karar verdim diyorsunuz ki ya ellerinde yok ya da sizin ihtiyacınızdan az var. Ne zaman gelir sorusunun cevabı da enteresan. 90 güne gelebilir ya da gelmeyebilir... 3 ay bekliyorsunuz ve gelmeyebiliyor.
Neyse efendim, seçtik birleştirdik ve daha önce bir arkadaşımızın da evini yapan ustalarla anlaşıp, başımıza geleceklerden habersiz banyomuzu ellerine teslim ettik. İlk gün banyoda taş üstünde taş kalmadı. Her yer kırılıp döküldü. İkinci gün yeni kalorifer peteğinin takılabilmesi için yatak odasındaki gömme dolabın sökülmesi gerektiği ortaya çıktı. Aslında bu ortaya çıkan ilk şeydi.
Dolabın sökülmesi ile beraber bütün kıyafetlerimiz de salondaki yemek masasının üstüne taşındılar. Ortaya çıkan manzara inanılmazdı. Kabarmış parkeler, simsiyah bir duvar... Komşumuza giden su bizim odaya uğramadan etmemişti. Duvarı ve yerleri o şekilde bırakmak olmayacağından, yatak odasının parkelerinin değişip boyanmasına o anda karar verdik.
Bu arada eksik vidalar, hortumlar, dolgu malzemeleri nedeniyle iş çıkışı saatlerimizi yapı marketlerde geçirir olduk. Aslında bizi alışveriş merkezlerine sürükleyen sadece eksik malzemeler değil, evde tuvalet ve banyonun olmaması da denilebilir.
Banyoda işler sürerken biz de yatak odasını boşaltma çalışmalarına giriştik. Yatağımızı salonun ortasına taşıyarak başladık. Çevresine de diğer eşyalar yerleşti. İşte bunlar olurken banyo yeni zemininin yükseldiğini, eşik ihtiyacı doğduğu ortaya çıktı. Ev içerisinde en sevmediğim şey eşiktir. Daha ustanın ağzından çıkarken hayır dediğimi hatırlıyorum. Bu durumda yapılması gereken, banyonun açıldığı koridorun da döşemesinin değiştirilmesiydi. Zaten yatak odasının zemini de yükselecekti. O yüzden değiştirilmesi çok mantıklıydı. Ama ufak bir problem daha vardı. Koridora iki oda daha açılıyordu ve onlar yükselmiyordu.
Misafir odası olarak kullandığımız odaya şöyle bir baktığımızı hatırlıyorum. Geçtiğimiz aylardaki sağanakta cam açık kaldığı için camın önündeki parkeler biraz kabarmıştı ama, sonra onları tamir etmiştik. Değişikliğe birazcık ihtiyaç var gibiydi ama, yok gibiydi de. Aman küçük bir oda hemen bitiverir diyerek o odadaki eşyaları da salona taşıyarak tadilat alanına dahil ederken, bir sonraki adımımızın başımıza açacaklardan haberdar değildik.
Dedim ya koridora açılan iki kapı daha var diye. Diğeri mutfağa aitti. Fayans zemin ile parke zemin arasındaki kot farkı nasıl kalkacak derken, birimiz 'buranın da fayansları eski değiştirsek mi acaba' dedi... Olurdu olmazdı derken olacağına karar verdik. Tabi ki fayansların değişebilmesi için 15 senelik dolapların sökülmesi gerektiğini hiç düşünmemiştik. Bu defa bizi eski dolaplar sökülürse tekrar birleşebilir mi endişesi sardı. Yer fayansları ile duvar fayansları uyumlu olacak mı gibi estetik kaygılardan bahsetmiyorum bile.
Hemen sokaklara dökülüp mutfak dolabı araştırmasına girdik. Girdiğimiz her dolapçı altı haftadan önce teslim edemeyeceğini söylüyordu. Oysaki benim iki bilemediniz üç günüm vardı. İçlerinden bir tanesi 'İkea'ya bakın daha hızlı bir çözüm olabilir' dediğinde neden aklıma hiç gelmediğine şaşırdım. Soluğu İkea'da alıp dolaplara bakıp, oradaki sözde uzmanlarla konuşarak fikir sahibi olduk. O kadar kararsız konuşuyorlardı ki en iyisinin kendi işini kendin yapmak olduğuna karar verip bütün ölçümleme işlerini yapmak üzere eve döndük.
Bir yandan mutfak eşyalarını salona taşırken bir yandan da duvarları, beyaz eşyaları ölçüp yeni mutfağımız nasıl olsun diye konuştuk. Bir kaç saat sonunda evin bütün odalarının salona taşınıp dağ gibi bir karmaşa haline geldiğini fark ettiğimde ağlama noktasına da gelmiştim. Göz yaşlarımı durduran şey tasarımcı olan eşimin ben eşyaları toplarken bilgisayarında çizdiği mutfaktı. Gözlerime inanamıyordum. Pırıl pırıldı ve tam kafamdaki gibi yerleştirilmişti.
Aynı gün çizimimizi alıp tekrar İkea'ya gittik. Mutfak planlama bölümünde çalışanlar 5 duvarı olan garip mutfağımızı nasıl bu kadar güzel planladığımıza şaşırdılar. İki gün sonra teslim edilmek üzere mutfak dolaplarımızı satın alıp eve döndüğümüzde, salonda yığılı duran eşyalar gözüme görünmüyorlardı bile. İki gün boyunca aklımdaki tek şey mutfakta neyi nereye koyacağım konusuydu.
Mutfağın takıldığı gün işimden izin alıp bir kaç saatte montajı bitecek olan dolaplarımı yerleştirme hayalindeydim. Gelin görün ki kararsız ekip bu defa da gelemeyen ekibe dönüştü. Sitemizde çalışma saatinin bittiği an - ki benim de mesai saatimin bitişi aynı zamana denk geliyor - kapı çalıp, biz montaja geldik diyen ekibi elimden ne aldı bilemiyorum. Çevremizdeki komşulardan aldığımız izin ile montaj yine de gerçekleştirilebildi. Akşam on civarı çakılan son raf çivisi ile evdeki tadilat 3 haftanın ardından bitmiş oldu.
Ben karmaşa yüzünden gecikenYemek.Name'nin haziran sayısını hazırlayabilmek için yeni mutfağıma hızlıca yerleşirken, diğer eşyalar yavaş yavaş eski yerlerine dönmeye başladı.
Dediğim gibi herşey bir damla su ile başladı...