2005'ten beri mutfakta · 574 tarif

Seven mi, sevın mı?

27 Ocak 2007
Seven mi, sevın mı?
Fotoğraf the waving cat'e aittir.

Geçenlerde yürürken bir mağaza gördüm. İsmi "Seven"di. Gayri ihtiyari durup tekrar baktım. Durup mağazaya bakmama şaşıp kaldım. Aslında şaşkınlığım bir mağazanın vitrinine bakmaktan kaynaklanmıyordu. O an düşündüklerime şaşırmıştım. Gelin en başa dönelim.

Tunalı'da sağa sola bakınarak yürüyorum. "Seven" mağazasını görüyorum. Önünden geçip giderken aklımda bir soru beliriyor: "Acaba mağazanın adı nereden geliyor?" Gayet normal bir soru değil mi? Gerçi "Seven" alelade bir isim ama olsun. Adının nereden geldiğini anlamak üzere geri dönüp vitrine bakıyorum. Ne alâka dediğinizi duyar gibiyim. Bu arada düşünmeye devam ediyorum:"Sevmek fiilinden mi geliyor? Yoksa İngilizce 7 anlamındaki "sevın"'dan mı geliyor?" "Ben bunu nasıl okumalıyım? Seven diyerek doğru mu yapıyorum? Yoksa "sevın" mı demeliyim? Mağazanın sahibi acaba hangi ismi koydu?" Tabi ki vitrinden mağazanın adının "Seven" mi, "sevın" mı olduğunu anlayamayıp yoluma devam ediyorum.

Mağaza geride kaldı. Ama düşünceler beynimde cirit atmaya devam ediyor:"Allah'ım biz ne hale geldik! Ben ne hale geldim!

Güzelim Türkçe'mizde, en nadide duygulardan birisini doya doya yaşan, aşık kelimesinin yerine de kullanılan "seven"i nasıl okuyacağımı düşünüyorum.

Doğrudan "seven" diye okuyup geçemiyorum? Acaba "sevın" mı diye düşünüyorum. Ne oldu bana? Ne oldu bize?"

Bu düşünceler keyfimi kaçırdığı, bütün dükkanların, mağazaların isimleri gözüme batmaya başladığı için eve dönüp yeni gelen Akademi Mecmuası'nı okumaya dalıyorum. Kemâl Y. Aren'in yazısı içindeki bölüm yaralarıma tuz basıyor. O da Ali Atıf Bir'den almış. Buyrun beraber okuyalım:

"Çisil gazete okurken kafasını kaldırdı. "Ayket yeni mi çıktı?" diye sordu.

"Efendim, efendim" dedim.

Çisil tekrarladı: "Ayket diyorum ayket, yeni mi çıktı!"

Yine bir şey anlamadım. Yanına gidip okuduğu şeye baktım. Arçelik’in 300 icat çıkardık diyen reklamını okuyordu. Reklamın başlığında kocaman "İcat" yazıyordu. "Yine anlamadım" duygusu yaşarken birden jeton düştü.

Çisil, Ipod’dan (Aypod) yola çıkarak kocaman "İcat" sözcüğünü (Ayket) diye okumuş ve Arçelik’in Ipod benzeri bir müzik aleti çıkardığını algılamıştı.

Türkçe’nin düştüğü duruma bakın! Türkçe’ye acil müdahale şart! Çok acil.

Teknoloji üretenlerin yeni sözcük türetmesi ve dil iktidarını ele geçirmesi normal, Türkiye’deki ise başka bir şey.

Yabancı sözcük kullanma savrukluğumuz canım Türkçe’yi algılamamızı etkilemeye başladı. Neyin Türkçe neyin İngilizce olduğu belli değil artık. Kafalar karıştıkça karışıyor. Bu yeni nesil için büyük tehlike... Acil bir şey yapmak şart. Çok acil!"

Bu yazı geçenlerde internette okuduğum başka bir yazıyı hatırlatmıştı bana. Hemen girip tekrar okudum. Yorumu gönderen Uğur Parlayan diyordu ki:

"2002 yılında Uluslararası züccaciye ticareti yapan bir firmada ağ yöneticisi olarak çalışıyordum. Yine aynı firmada dış ticaret sorumlusu olan arkadaşımla birlikte veb sitesi yapmak için kolları sıvadık. Aradan bir kaç gün geçtikten sonra ilk taslakları hazırlamıştık bile. Biz bu çalışmaları yaparken patronun ortanca oğlu geldi, henüz lise 2. sınıfa gidiyordu. Ona da veb sayfası ile ilgili fikirlerini sorduk. Başlığı görür görmez bize dönüp " oyun sitesi mi yapıyorsunuz " diye sorunca biz tabi çok şaşırdık. Hem hayret hem de şaşkınlıkla neden böyle düşündüğünü sorduk, bize " hingeym yazmışsınız daha neyini soruyorsunuz " deyince biz de kendimizi tutamayıp gülmeye başladık. Bu olay daha sonra bende Türkçe bilincinin su yüzüne çıkmasına vesile oldu… ( bu arada sayfanın adı "hengâme", yani patırtı, gürültü demek)"

Ağlasam mı gülsem mi? Marketlerin, dükkanların isimlerinden kaçıp evime sığınmıştım. Gerçeklerden kaçılmıyormuş.

Bunlar da olur