2005'ten beri mutfakta · 574 tarif

Rixos Kaçamağı

7 Nisan 2009
Rixos Kaçamağı
Rixos Davetlileri

Mart ayının ilk günlerinde Rixos Otellerinden bir e-posta aldım. E-posta'da son zamanlarda sosyal ağlarda ayva tatlımdan çok bahsedildiğini duyduklarını, mutfaklarında onlar için tatlı yapıp yapmayacağımı soruyorlardı. Şaka olduğunu düşündüğüm bu e-postayı bir kaç defa okudum. Ardından da olumlu olan cevabımı yolladım.

Cevabımdan sonra, hemen detaylar geldi. Rixos Premium Belek'te beni ve eşimi dört gün boyunca ağırlayacaklardı. Ben de bu süre zarfında aşçılarla vakit geçirebilecektim. Bir kaç saat içinde davetin yalnızca bana yapılmadığını, bazı teknoloji ve pazarlama bloglarına da yapıldığını öğrendim. Anlayacağınız bir grup blogcu, nisan ayının ilk günlerinde Türkiye'nin tek 7 yıldızlı otelinin misafiri oldu.

Geçtiğimiz çarşamba günü uçak biletimle beraber gelen bültende hava durumu bilgisi malesef, denize girme hayallerimi suya düşürdü.

Orada kalacağım 4 gün boyunca yağmur yağacaktı. Ben bu bilgiye rağmen mayomu çantama koymayı ihmal etmedim. İyi ki de etmemişim. Raporların aksine denize girmemize, ıstakoz gibi kızarmamıza yetecek kadar güneş vardı. Akşamüstü otele girer girmez kendimizi havuza attık. Yemek saatine kadar sallayabiliğimiz kadar kulaç sallayıp, iyice acıktık.

Web Pazarlama Müdürü ile beraber yiyeceğimiz ilk akşam yemeği için İtalyan Restoranı seçilmişti. Sonradan öğrendiğime göre bu seçimde, benim en çok İtalyan yemeklerini sevmem rol oynamış. Gerçekten uzun ve lezzetli bir akşam yemeğinin ardından, diskoya geçtik. Fazlasıyla yorgun olduğumdan bu geçiş sırasında hemen odama kaçtım.

Sabah erken saatte, muhteşem bir kahvaltının ardından, günlük programımızı öğrendik. İlk gün yol yorgunluğunu atmak, etrafı tanımak ve SPA merkezinde geçecekti. Bütün ekip, havuz kenarına sıralanıp hem denizin hem de havuzun tadını çıkarttı. Bu arada kimilerimiz masa tenisine, kimilerimiz basketbola, kimilerimiz de plaj voleyboluna kaptırdı kendisini. İşte bu esnada Burcu ve ben hamam keyfini keşfetmekle meşguldük. Biliyorsunuz hamamları, kaplıcaları severim. Buradaki hamama bayıldım. Sıcak suların içinde, Rus konuklara bakarken, eskiden hamamda nasıl kız seçilirmiş konulu kahkaha dolu sohbetler yaptık. Sıcaktan bunaldığımızda soğuklukluktaki sedirlerde buz gibi ayran içerek serinleyip, tekrar kendimizi sıcak sulara bıraktık. Açıkçası zaman zaman susuzluk ne olacak diye düşünmedim değil. Günü SPA merkezinde Bali aromatik masajı ile bitirdiğimde parmağımı kaldıracak halim kalmamıştı.

Herkes gibi ben de yunuslarla yüzeceğimiz 3. günü dört gözle bekliyordum.

Sabah kahvaltısı ve uzun sohbetlerin ardından, beklediğimiz an geldi. Rixos Premium Belek sınırları içerisindeki Truva su parkına gittik. Truva atının içinden çıkan dev su kaydıraklarının altından geçerek, Dolphinarium'a girdik. Az sonra beyaz balinalar ile gösteri başladı. Ardından Silva isimli mors havuzda arz-ı endam etti. En son da Paris ve Achilles isimleri verilen yunus balıkları. Onları seyrederken, havuzlara mahkum olmaları konusu hepimizin aklından geçmiş olacak ki akşam yemeği sırasında bunlardan bahsettik. Öğrendik ki, yunuslar otistik çocuklarla iletişim konusunda eğitimlilermiş. Hasta çocukları sosyal sorumluluk kapsamında otelde ağırlayarak, yunuslarla vakit geçirmelerini sağlıyorlarmış. Çok kalabalık olduğumuz için, yunusların eğitmeni yüzmemize izin vermese de gösteriden sonra onlarla epey vakit geçirebildik.

Yunuslarla vaktin nasıl geçtiğini anlayamadığımdan, Burcu'nun uyarısı ile koşturarak Osmanlı yemeklerini servis eden Lalezar'ın mutfağına attım kendimi. Tatlı şefi Murat ustayla beraber akşam yemeği için ayva tatlısı yapmaya koyulduk. İsteklerimi garip bulmuş olacak ki yarısını kendi usulü ile yarısını da benim usulüm ile yapmayı teklif ettiğinde, iş bir yarışmaya döndü. Akşam yemeğinin ardından merakla bekleyen diğer davetliler, Murat ustanın kırmızı, benim sarı ayva tatlımın tadına bakararak oylama yaptılar. Yarışmayı küçük bir farkla Murat ustanın kazandığını itiraf etmeliyim. Koskoca otelin tatlı şefini yenmek de olmazdı diyerek olayı tatlıya bağladık.

Gece yarısı mesaisi başlayan, birbirinden güzel ekmekleri kahvaltı için mayalayan ekmek ustası ile tanışacağım randevuyu uyuya kaldığım için kaçırdığımı söylersem eminim hepiniz bana kızarsınız. Ben de kendime çok kızdım. Ne yapalım, gelecek sefere.

Son gün de bulduğumuz bütün boş vakitlerde yaptığımız gibi hamamda sıcak sular içinde vakit geçirdik. Bu arada Yemek.Name'nin Dünya Mutfaklarından köşesinin sevgili yazarı Funda ve fotoğrafçısı olan eşi Cem'i otelde karşımızda gördüğümüzdeki şaşkınlığı siz tahmin edin. Otelden çıkış saatimiz geldiğinde yağmurun yağmaya başlaması ayrılığımızı birazcık kolaylaştırdı diyebilirim.

Sayın bay Devltşah Özcan diye başlayan, kırık duş başlığı ile devam eden ama sonrasında unutulmayacak bir tatile dönen bu gezi çok yoğun çalıştığım şu günlerde ilaç gibi geldi. Her anında diğer katılımcı arkadaşlardan internet ve pazarlama hakkında yepyeni şeyler öğrendim.

Bunlar da olur