Rahat Annelik
Çocuklu arkadaşlarla buluştuktan sonra herkes gibi diğerlerinin yapıp yapmadıkları üzerinde fırsat bulursam düşünüyorum. Çoğunlukla görüyorum ki rahat bir anneyim... Sonra gerçekten öyle miyim sorusu beliriyor kafamda... Kocaman bir ikilem... Rahatlık sorusunun cevabı da her şey gibi kişiden kişiye değişiyor.
Örneğin Sûfî sokakta istediği gibi koşup oynuyor. Düşüyor, kalkıyor, bir daha düşüyor. Orasını burasını çarpıyor. O çarpmasa salıncak gelip çarpıyor. Kısacası yuvarlana yuvarlana büyüyor. Bunlar olurken ben ne yapıyorum? Kocaman bir hiç... Her geçen gün yapmayacakları konusunda bilinçleniyor. Mesela artık salıncağın önünden geçmiyor. Top peşinde koşup görmüyorsa o ayrı... Kaydırağa tersten tırmanmaya çalışmıyor. Tırmanırsa da pek fazla ilerlemiyor. Bakıyorum tırmanıyor. Geçenlerde 'buradan düşüp elini kanatmıştın' diye hatırlatıyorum. İyi günündeyse oturup o noktadan kayıyor. Yoksa az daha yukarıdan minik yuvarlanması gerçekleşiyor.
Çok kötü düşerse, gerçekten canı yanarsa, bir yeri kanarsa zaten koşarak bana gelip ne olduğunu gösterip, olayı anlatmaya çalışıyor. Ben zaten hep iki metre ötesinde olup, gördüğüm için anlattıklarını ilgi ile dinleyip 'hımm... öyle mi oldu... Böyle mi çarptı?' diye tekrarlıyorum. O da konuşabildiğini ve anlaşıldığını düşündüğü için hem duygusal tatmin oluyor. Hem de acil müdahale için yapılması gerekenleri yapıyoruz.
Böylece o yapıp yapamayacakları konusunda kendisini tanıyor. Arkasında tutacak birisi olmadığının bilincinde olduğu için de daha dikkatli oluyor.
Mahallemizin kedi köpekleri yine bir site sakini tarafından düzenli bakılıyor. Aşıları yapılıyor, mamaları veriliyor. O yüzden hepsi ile oynamasına, sarılmasına, sevmesine izin veriyorum. Başka yerlerde de sahipli kedi köpeklere istediği sevgyi gösterebilir. Hiç sakıncası yok... Köpek onu yaladı diye bizimkisinin de köpeği yalamışlığı var...
Evde de durum aynı. Deterjan dolabı dışında bütün çekmece ve dolaplar açık. İstediği zaman açıp, içindekileri eve yayıyor. Ama ayaklandığından beri -yaklaşık 11 aydır- hep aynı şeyi söylüyorum 'bunlar benim çekmecelerim ve benim eşyalarım'. Onun almasına izin verdiğim tencereler, plastik kaselerin bulunduğu çekmece için ise 'bu çekmece ikimizin. İçindekileri sen de ben de kullanabiliriz' diyorum. Böylece salata kurutucuyu kendi eşyası sanıp bana vermemezlik etmiyor :)
Yemek yerken de rahatım. Evet bazı günler çok söyleniyorum. Hele balık yerken hiç yaklaşmayın yanıma... O balığı masaya sürtüp ezdikçe, balık masanın bütün zerrelerine işledikçe saçlarım diken diken oluyor. Ama yine de çatalı kaşığı eline verip önüne tabağı koyuyorum. Ne hali varsa görüyor. Yerleri, duvarları silerken kendime 'az kaldı. ağzının yerini öğrendi. masanın yemek yemeyeceğini de öğrenecek' diye telkinde bulunuyorum. Aynı rahatlığı dışarıda yemek yerken de gösteriyorum. Garsonlar biraz asabileşiyorlar ama görmemezlikten geliyorum. Yalnızca ev misafirliklerinde bu kadar rahat olamıyorum.
Arkadaşlarla görüştüğümüzde, aman düştü, aman su döküldü, aman çekmeceyi açtı demekten kimse rahat edemiyor. Herkes çocuk peşinde... Bir ben oturmuş öylece seyrediyorum. Millet benimkinin de peşine düşüyor o ayrı konu... Düşünce başına koşanlara bir garip bakıyor. Bir şey mi oldu, ben mi anlamadım diye bana dönüyor. Ben 'devam' deyince rahatlıyor, kaldığı yerden azmaya devam ediyor. Rahat anneyim vesselam...
Ama işin rengi bir yerde hooop diye değişiyor. Çantadan çıkan çubuk krakerleri, hazır muhallebileri, çikolataları, plastik şişede limonataları görünce bendeki rahatlıktan eser kalmıyor. Açık da olsa bebeğe de çay söyleyenleri, içine bebe bisküvilerini atıp ezenleri görünce bir stres başlıyor. İkram ederler mi? Yer mi? Bir defa yerse hep ister mi? Ben ne versem?
Üstüne bir de televizyon açıldı mı bende rahat mahat kalmıyor. Ortalıkta deli danalar gibi dolanmaya başlıyorum. 'Bak anneciğim, kukla...' 'Aaa. Burada ne varmış böyle?' 'Ay bu Sûfî'nin topu mu?' gibi bir sürü soru ve eşya ortaya çıkıveriyor.
Sonra durup düşünüyorum... Rahat değilim yahu... Aklımda sürekli bu çocuk ne yedi? Ne oynayacak? Ne zaman uyudu. ne zaman uyuyacak? TV açılırsa eline ne veririm diye sorular dolanıp duruyor.
Anladım ki rahatlık kişiden kişiye, konudan konuya değişiyor. Herkesin anneliği kendine...