Mutfakta çocuk var!
İş yaparken Sûfî'nin ayağıma dolanması o kadar sinirlerimi bozuyordu ki anlatamam... Her iş bir eziyet. Sürekli bacağımdan çekiştiren bir tip...
Bir gün oturup düşündüm. Bulaşık makinasını 3 dakikada boşaltmakla 25 dakikada boşaltmak arasında ne fark var? Cevap çok basitt. Birinde herkes çok mutlu oluyordu.
Nasıl mı?
Ben makinayı açtığımda içine girip herşeyi çıkartmak isteyen bücüre yere atmayıp bana vermesini söylediğimde hayatımız kolaylaştı. Böylece o amacına ulaşmış oluyor. Ben işimi yapmış oluyorum.
Şimdi ben makinayı 3 dakikada boşaltıp geri kalan 22 dakikada hangi oyuncakla ne atraksiyon yaparsam ilgisini orada sabitlerim derdinden kurtuldum. 25 dakika tam konsantrasyonla bulaşıkları boşaltıyoruz. Kimse sıkılmıyor. Çatalları, kaşıkları, tek tek usanmadan bana veriyor, ben de tek tek kaldırıyorum. O işe başlamadan keskin bıçakları çıkarttığımı söylememe gerek bile yok sanıyorum. Kendisi kadar tabakları büyük bir gayretle kaldırıp bana uzattığı andaki gülümsemesini hiçbir şeyle değişemem. Son zamanlarda kapağın üzerinde dikilip üst raftaki bardakları da boşaltıyor. Zaman su gibi akıp geçiyor.
Nasıl bitecek bugün diye düşünen anne de mutlu, işe yaradığını hisseden çocuk da mutlu.
Bir başka gün nasıl yemek yaptığımızdan da bahsedeyim. O da başka bir macera.