2005'ten beri mutfakta · 574 tarif

Minik kitap kurdu

21 Kasım 2012
Minik kitap kurdu

Biz Sûfî'ye doğmadan çok önce kitap okumaya başlamıştık. Hamileliğimin sanıyorum 13-14. haftasıydı henüz duyma yetisi bile gelişmemiş bir cenindi başladığımızda. Babası her gece bir hikaye okuyordu ona. Hatta evde olmadığı zamanlar için de bebeğimiz onu özlemesin diye kaydedip bırakıyordu.

Doğduktan sonra da bu alışkanlığımızı kaybetmemeye çalıştık. İlk zamanlar o dünyadan bihaberken, ben kitaplarımı yüksek sesle okuyordum. Bir sürü roman okuduk. Mesela babası ben yemek yaparken Steve Jobs'un biyografisini yüksek sesle okuyordu ki üçümüz de faydalanalım. Uyuşturucu ve okuldan kaçma bölümlerini sansürlediğini kitabı karıştırmak için elime aldığımda fark ettim :)

Bu sırada o siyah beyaz çizgilerden oluşan ilk kitabını kurcalıyordu. Plastik sayfalarını kemiriyor, şaşkın ifadelerle bakınıyordu. Bir de ikeadan aldığım kumaş sirk kitabı vardı. Ama şapkadan tavşan çıkmasına rağmen pek dikkatini çekmedi.

Sonra parlak minik kitaplar aldık. Bir de dünyanın en meşhur tırtıl kitabından. Onlardan çok bizim okuduklarımız dikkatini çekiyordu. Kitabın kenarından tutup hızlıca sayfaları pırrr diye bırakmak, çıkan rüzgarı ile gözlerini kırpıştırmak...

Bir gün Damla yayın evinin değerlerimizi öğrenelim serisi kitaplarına rastladım. 20 fasikülden oluşan bu kitapçıklar daha büyük yaş guruplarına bazı konuları öğretmek üzerine yazılıp çizilmişti. Bense 50 kuruşluk fiyatı ve bizimkisini elinde taşıyabileceği kadar ufak olmalarına bayılmıştım. Hepsini aldım. Her birini yüzlerce defa okuduk. Ben birini ona yüksek sesle okurken o diğer 10 taneyi kurcalamak, katlamak sayfalarını çekiştirmekle meşgul oldu. Elbetteki hep benim elimdekileri almak isteği vardı. İçiçe 3-4 tane kitapçığı açıp, en içtekini okuyordum. O elimdekini almak istediğinde dıştan bir taneyi verip devam ediyordum. Böylece hikayeler asla yarım kalmıyordu.

Sonra kuklalı kitaplara geçtik. Gözleri oynayan maymun şeklindeki kitap haftalarca dikkatini çekti, çekiyor. İlk zamanlar o gözler nasıl dönüyor anlamıyordu. Nasıl olduğunu anladıkça içindeki resimlere daha çok odaklanmaya başladı. Kurbağalı kitabına sarılıp uyuduğu zamanlar olduğunu söylemeliyim. Ayşem'in bu hediyesi ile saatler geçirdik. Hele ilk sayfadaki ördekler yok mu... Bayılıyor. Ben sayfayı çeviriyorum. O, hoop eski sayfaya geri dönüyor. Ördeklere bakıyor bakıyor...

En sevdiğimiz kitapla Handem'in arabasında yaptığımız kısa bir yolculukta tanıştık. Dikkat sevdiği değil, sevdiğimiz... Anne Suess diye bir kadının çizdiği dev boyuttaki kitaba nasıl sarıldığını anlatamam. Paprika'nın araba yolculuklarında kullandığı kitap bu kısa seyahatten sonra bize transfer oldu. İçinde hiç yazı olmayan, Kapaklar dahil 5 sayfadan oluşan kitapta, her yaprağı çevirdiğinizde farklı bir resimle karşılaşıyorsunuz. Bir tanesinde hiç üşenmedim saydım 89 insan var. Hayvanat bahçesinde geziniyorlar. Birini çantasını maymun kapmış, diğeri file muz veriyor. Bir diğeri aslana koşuyor vs. Aylardır bizde olan kitaba her baktığımda halâ başka karakterler, başka olaylar görüyorum. Sûfî şimdi hayvanları, binaları, ağaçları gösteriyor. Konuşmaya başladıkça isimlerini de söylemeye başladı. Handem'in dediğine göre ileride onlarla ilgili hikayeler anlatacakmış. Hatta oyun da oynayabilecekmişiz. Kaç kedi var? Kırmızı bereli kadın nerede? Biz şimdilerde sadece kedi nerede oynuyoruz.

Migros'un bayramlarda, okulun açıldığı dönemlerde ve 23 nisanlarda yaptığı %50 indirim kampanyalarını kaçırmamaya çalışıyorum. Birçok güzel kitaba da böyle sahip olduk. Özellikle her erkek çocuk gibi içinde Arabalar filminin kahramanları olan Disney kitaplarını bu kampanyalardan istifade ederek edindik. Hâl böyle olunca ilk kelimelerinden birisinin avava olması şaşırtıcı değil.

Son zamanlarda aldığım içindeki bazı nesnelerin değişik dokulu olduğu, ya da katlı sayfayı açınca sürpriz resimlerin çıktığı kitaplara bayılıyor. Her bir parçayı elliyor. Bazılarından elini hızla çekerken bazılarına defalarca dokunuyor. Hatta o sayfayı geçmek istemiyor. Anlayacağınız bu ara en sevdiği kitaplar dokun ve hisset dedikleri... Haliyle ilk aylarda aldığımız dokulu tırtıl kitabı da bizimle birlikte her yere taşınır oldu.

Son olarak ben halâ kendim için okuduğum kitapları parkta o sallanırken yüksek sesle okuyorum. Bakıcılar deli olduğumu düşünüyorlar. Ama Sûfî halinden memnun göründüğü için hiç problem etmiyorum. Hem iki satır kitap okumak benim de hakkım değil mi ya?

Bunlar da olur