Mihenk Taşları
İnsanın hayatında pek çok mihenk taşı var. Okula başlamak, bitirmek. İş hayatına atılmak, evlenmek... Bu mihenk taşlarındaki bayrakları çantanıza koyup ilerledikçe algılarınızda da ona göre değişiklikler, açılmalar oluyor.
Hatırlıyorum da okumayı öğrendiğim günlerde benimle sokakta yürümek büyüklerim için azap olmuştu. Vitrinlere yapıştırılmış büyük harfli yazıları okuyacağım diye her birinin önünde dakikalar geçirirdik. Elime geçen her kağıdın üzerindekileri okuyup anlamaya çalışır, anlayamadığım yerleri 'bu ne demek, şu ne demek, neden öyle demiş' gibi sorularla aydınlatmaya çalışırdım. Elime 'Bilim Teknik Dergisi'nin geçtiği gün dün gibi aklımda :)
Yine üniversiteye başladığımda yollardaki yağmur suyu kanalları, çalınan logar kapakları, fabrikalardan, arabalardan yükselen kara bulutlar daha çok dikkatimi çeker olmuştu. Ne de olsa çömez bir çevre mühendisiydim ve etrafta ne kadar çok şeyin benim gibilere ihtiyacı olduğunu fark ediyordum.
Hep evliliğin en önemli mihenk taşlarından biri olduğunu düşünmüşümdür. Yepyeni bir insanla aynı evi, aynı duyguları paylaşmak. Yemek, temizlik ütü yapmak da sadece işe ya da okula gidip gelme sorumluluklarınıza eklendiğinde hayatınızda çok büyük değişikliklere neden olur. Birbirine tarif veren kadınlara kulak kabartır olursunuz. Ya da çıkaramadığınız bir lekeyle mücadelenin yollarına düşersiniz.
Şu günlerde anladım ki hayatta en önemli dönüm noktası başka bir canlıyı dünyaya getirdiğiniz gündür.
Tüm dünyanız o anda değişir. Duygu ve düşüncelerinize başka kanallar açılır.Son zamanlarda benimle birlikte 3 ay evvel doğum yapan arkadaşlarım teker teker işe dönmeye başladılar. Eminim hepsinin aklı, kalbi evlerinde kalarak ofislerinin yolunu tutuyorlar. Bu dönüşlere bağlı olarak dikkatimi çeken ve benim de dikkatinizi çekmek istediğim bir konu var.
Gittiğiniz bütün hastanelerde, sağlık ocaklarında ve anne çocuk sağlığı merkezlerinde duvarlarda tek bir yazı görürsünüz:
'Bebeğinizi ilk altı ay sadece anne sütü ile besleyiniz.'
Peki doğum izni 3 ay iken bu nasıl olacak? Anne 3. ayda bebeğini yatağında uyurken bırakıp, işinin yolunu tutarken nasıl bebeğini beslemeye devam edebilecek?Bu soruları çok değil geçen yıl duysaydım teknoloji ve iş düşkünü birisi olarak şöyle derdim: 'ne var canım süt sağma makinaları ve bakıcılar bu yüzden yok mu?' Şimdi bakıyorum da ne duygusuz ne vurdum duymaz bir cevap.
Düşündükçe başka anılar canlanıyor. İlk aklıma gelen doğum iznine ayrılan arkadaşlarımın 3 ay ayaklarını uzatıp tatil yapacakları düşüncesi oluyor. Beni üzüntüye sokan asıl hatıralar ise izinden dönüp benimle beraber o toplantı senin bu toplantı benim koşturdukları zamanlar oluyor. Süt çekmek için tuvalete koşturarak gitmeleri gözlerimin önüne geliyor. Toplantılar bitse diye katılımcıların gözlerinin içine baktıkları anlar... Kimbilir göğüslerindeki doluluk nedeniyle nasıl ağrılar içerisinde konuya konsantre olmaya çalışıyorlardı.
Şimdi anne olup, emzirmeye başlayınca her şey ne kadar farklı görünüyor gözüme. Tıpkı, vitrinlerde yazan renkli yazıların anlamsız olduğunu, egzoz dumanalarının parçanın en küçük halkası olduğunu fark etmem gibi...
Evet, pompa ile sütünüzü sağabilirsiniz. Ama bebeğiniz bu sütü şiddetle reddedebilir. Son bir haftadır bizim ufaklığın yaptığı gibi. Üstelik içmemek için direndiği süt yarım saat önce biberona aktarılmış. Günler önce sağılıp, derin dondurucularda saklanılmış değil.
Türkiye'de doğan bebeklerin %1,3'ü ilk altı ay anne sütü ile beslenebiliyormuş. Kimi bilinçsizlikten kimi de yukarıda bahsettiğim gibi iş hayatına dönmek zorunda kalınmasından kanaklı. Oysaki sağlıklı nesiller, sağlıklı beslenme ile gelişir. Bunun da temeli yeterince anne sütü almakla atılır.
İçinde bulunduğumuz emzirme haftasında, altı ay emzirmelisin diyen Sağlık Bakanlığı ile 3 ay izinlisin diyen Çalışma Bakanlığı bir masaya oturup sağlıklı nesiller için ortak karara varsalar güzel olmaz mıydı?