2005'ten beri mutfakta · 574 tarif

Merhaba Kindergarten

1 Aralık 2016
Merhaba Kindergarten

Sufi'nin ingilizce öğrenebilmesi için okula gitmesi gerekiyor. Geleli neredeyse 1.5 ay oldu. Gördüğü tek insan biziz. 2 yaşından beri okula gidip sosyalleşen bir çocuk için oldukça zor. Her ne kadar New York ve çevresi kazan biz kepçe şeklinde dolaşıp, yeni bir sürü şey yapsak da çocuk kendi yaşıtlarını arıyor.

Artık ortama alıştı. Tek tük ingilizce kelime de biliyor. Telefon numaramı ingilizce olarak ezberledi. Ve en mühimi nihayet bir ev bulup kiralayabildik. Ev bulmak okul konusundaki en önemli engeldi. Burada da bizdeki gibi okula adresinize göre kayıt oluyorsunuz. Malum bizde bir tanıdığın evine nakil yaptınız mı ya da okul aile birliğine bağışta bulundunuz mu istediğiniz okula kayıt mümkün işte burada o mümkün değil. O yüzden ev yok, okul yok.

Sufi 5 yaşında olduğu için burada kindergarten'a gidecek. Devlete ait bir ilkokulda anasınıfına.

Okulun 2.5 saat olması beni yıktı diyebilirim. Üstelik de tam öğle vakti. 12:30-15:00 arası gidecek. Bari sabahtan olsa dedim. Böylece öğleden sonraları müzelere, parklara giderek birçok şey yapabilirdik. Ancak Sufi gibi İngilizce'yi 2. dil olarak öğrenen çocukların katıldığı ESL -English as a second language- dersi öğleden sonra veriliyormuş. Sufi'nin durumunda yani hiç ingilizce bilmeyen çok çocuk olduğunu öğrendiğimde içim rahatladı. Üstelik bu çocukların büyük kısmı Amerikada doğmuş ve büyümüş. Aileler anadillerini öncelikli öğretip ingilizceyi öğrenme işini okula bırakıyorlarmış. Onların çevreden dolayı kulak dolgunlukları vardır diye düşünüyordum. Hintliler, Koreliler, Japonlar çok kapalı yaşadıklarından kulak dolgunlukları dahi olmuyormuş. Bildiğiniz gibi biz Sufi'ye TV seyrettirmiyoruz. Seyrettiği şeyleri de hep ingilizce seyretti bugüne kadar. O yüzden Sufi'nin ingilizceye aşinalığı var sayılabilir.

Okula başlamadan önce 3 cümle öğrettik:

  • Tuvalete gitmem lazım.
  • Annemi arayın.
  • İstemiyorum.

Bugün sınıftan içeri girdiğinde öğretmeni masasını, montunu asacağı yeri gösterdi. Her yere ismi yazılmış, onu bekliyordu. Öpüşüp ayrıldık. Tek kelime söylemedi. İki yanında oturan kız ve oğlan hemen hoşgeldin deyip, kitaplarını kalemlerini onunla paylaşmak için yarışa girdiler. Camdan gözlerim dolu dolu seyrettim biraz. Tek kelime ingilizce bilmeden, öğretmenin bile kendisini anlamayacağını bile bile yalnız başına bir sınıfa girip oturmak büyük cesaret istiyor bence. Bugün Sufi gözüme süper kahraman gibi görünüyor. Küçücük cüssesinin altında bir dev var. Bence kendisine SüperSufi diyebiliriz.

Bunlar da olur