Kuleli Askeri Lisesi
İstanbul'a ilk taşındığımız günlerden biriydi. Avrupa yakasından Asya'ya geçiyorduk. Sol tarafta birden onu gördüm. Yüksek kuleleriyle gözalıcı şekilde orada sahilde duruyordu. Babama neresi olduğunu sordum. "Kuleli Askeri Lisesi" dedi. "Ben de orada okuyabilir miyim?" dediğim yıllarda orduda bayan subay yoktu. Yıllarca hayalim orada okumak oldu. Neden beni bu kadar etkilemişti inanın hiç bilmiyorum.
Dün önünden geçerken bunları düşündüm. Oradan mezun olduğunu duyduğum bir tanıdığa "ne kadar güzel" dediğimde "dışı seni içi beni yakar" deyişini hatırladım. Yıllar sonra askeri okullarda okumuş ve subay olan bir başka tanıdıkla yaptığımız sohbette aydınlandı bu cevap. "Disiplin"di cevabın kökü. Çocuk yaşta altına girilen emirler zinciri. Bazılarının mizacına uyan bazılarının mizacına çok ters düşen bir kavram.
Binanın ilk hali de disiplin için kurulmuştu. Fetih yıllarında kulesi olan bir manastırmış. Fetihten yıllar sonra disiplinsizlikleri ile nam salmış yeniçerilere tahsis edilmiş. Kuleli kısmı bostan olarak kullanılmaya başlanıldığında halk arasında "Kuleli bahçe" deyimi yerleşmiş. Günümüzde yalnızca "kuleli" olarak bahsedilişinin kaynağı da bu deyim. Binasının şekli yıllar içinde değişse de cumhuriyet döneminde de askeri okul olma özelliğini korumaya devam etmiş.
Yıllar sonra önünden geçerken "burada okusaydım disiplinden kaçarken manzarası beni şair ederdi" dedim kendi kendime.