2005'ten beri mutfakta · 574 tarif

Gül Yüzlü Çocuklar

24 Eylül 2010
Gül Yüzlü Çocuklar

Yolculuk heyecanı erken başladı. Bütün gece sizlerden gelen paketleri düzenleyip, çantalara yerleştirdim. Fotoğraf makinalarımı şarj edip, giyeceklerimi hazırlayıp yatmaya gittiğimde kalkmama neredeyse beş saat kalmıştı. Ramazandan bu yana düzene girmeye başlayan uyku düzenimden bu defa çocuklar gülsün diye feragat ediyordum.

Küçük grubumuz havalimanında buluştuğunda uykulu olmanın etksiyle olsa gerek derin bir sessizlik vardı. Ta ki Gülben hanım gelene kadar. O saatte o enerjiyi nereden bulduğunu ilk cümlesini sarf edene kadar anlayamamıştım.

Sabahın buz gibi soğuk, kör karanlığında gözlerinizin içine ışıltılarla bakarak 'ne güzel, ne heyecanlı bir gün değil mi?' diyen birisi, size enerji ve neşeden başka birşey bulaştıramaz.

Nitekim öyle oldu. Grup birden silkinip, gidilecek köyden, daha önce açılan iki anaokulundan heyecanla bahsetmeye başladı.

Tabi hiçbirimiz Gülben kadar heyecanlı değildik. Masaların sandalyelerin nasıl seçildiğinden, masa örtülerinin detaylarına kadar herşeyi öyle anlatıyorduki, heyecanlı olduğunu söylemesine hiç gerek yoktu. O an, vakti yetse herşeyi kendi elleri ile dikip çocuklara götürecek bu kadın diye düşündüm.

Gülben Ergen gibi sevilen birisi ile seyahat etmenin alışık olmadığımız yanları da yok değildi. Birlikte sohbet ederek yürümek neredeyse imkansıza yakın diyebilirim. Attığınız üç adımın birisinde, fotoğraf çektirmek ve öpülmek için durdurulduğunuzu düşünün bir kere. Gideceğiniz 5 dakikalık yolun ne kadar uzayacağını. Bütün bunları sürekli güler yüzlülükle karşılayıp, kısa sohbetlerle hatırlarını sormak inanılmaz bir sabıra işaret.

İlk ışıklarla vardığımız Trabzon'da muhteşem bir kahvaltı ile karşılandık. Meşhur Vakfıkebir ekmeğini, Trabzon tereyağıyla mı, mıhlamayla mı yoksa oraların meşhur balıyla mı buluştursak bilemedik.

Kahvaltıda bizlere sohbetlerine doyamadığımız çok şeker bir aile katıldı. Deregözü köyünde açılışı yapılacak okulun bütün masraflarını üstlenen Eyüp Sabri Tuncer kolonyalarının 3. nesil sahibi Engin Tuncer ve ailesinden bahsediyorum. Açılış saatine kadar sahilde yürüyüp, anlattığım sevgi selinin eşliğinde, uzun heyecanlı sohbetler yaptık.

Açıkcası 'çocuklar gülsün diye' kampanyasının nasıl başladığını üç aşağı beş yukarı tahmin ediyordum. Tahminlerimde yanılmamışım. Gittiği bir gezi sırasında gördüğü çocuklardan etkilenerek bu projeye başlamış Gülben Ergen. Anne olmanın bakış açısını çok değiştirdiğini, kendi çocukları dışındaki çocuklar için de birşeyler yapması gerektiğini hep o gezide hissetmiş. Bu ülke için yapılan en iyi yatırım, çocuklara yapılacak yatırımdır diye yola koyulmuş bir kere.

Çocuklara yapılan yatırımın bu ülkenin geleceğine yapılan yatırımdır.

Açılış saati yaklaştığında okuldaki son hazılıkları yapmak, getirdiğimiz eşyaları yerleştirmek üzere yola koyulduk. Bir yandan boya kalemlerini, kitapları masalara yerleştiriyoruz bir yandan da yeni çocukların ne şanslı olduğundan bahsediyoruz. Gülben masalara baskı kalıplarını koyarken 'Atlas, bunlarla bir resim yapıyor, görmeniz lazım' diyor. 'Bizimkilere ne alıyorsam, buradaki çocuklara da alıyorum' lafının havada olmadığını o an anlayıverdim.

Konuşmalar yapılıyor, danslar ediliyor ve nihayetinde beklenen an geliyor. Zil çalıp, kurdele kesiliyor. Deregözü köyü çocukları şen kahkahaları ile sınıflarına giriyor.

87 yaşındaki Sebahattin Tuncer çocuklardan heyecanlı, o keyifle kitaplara sarılıp, boyalarla vakit geçirmeye başlarken, Gülben kuklalar ile minik bir gösteri peşinde. Herkesin gözünde mutluluktan bir damla gözyaşı var. Yalnızca doktor ve öğretmen olmak istediklerini söyleyen minik kuzucuklar bu gözyaşlarından uzak ve gülücükler içerisinde.

Deregözü köyünden ayrılırken, herkeste derin bir sessizlik vardı. Genelde yorgunluk insanlara mutsuz bir ifade verir. Ancak grubumuzda o suratsızlıktan eser yok. Huzurlu bir mutluluk sarıp sarmalamış bizi.

Yolda üç okul daha var. Bu gülücüklere ortak olmak için geç kalmış sayılmazsınız.

Bunlar da olur