Facebook da ne ola ki?
Hasta olup yataklara düştüğümden beri Facebook diye bir illete de tutuldum. Aslında bu illet bünyeme daha önce yerleşmişti. Uzun süren kuluçka döneminden sonra hastalığımı da fırsat bilip iyice ayyuka çıktı.
Facebook sanal bir sosyal ağ. Kendinizi kaptırdığınızda saatlerin değil günlerin nasıl geçtiğini fark etmiyorsunuz. Kendinizi neye kaptırdığınız ise tamamen meçhul. Mesela ben sanal bahçemde arkadaşlarımın gönderdiği çiçekleri yetiştirip, tavşanları besliyorum.
Tabi aslında facebook bundan öte birşey. Mesela liseden mezun olduğumdan beri görüşemediğim birçok arkadaşımı da bu vasıta ile bulup iki çift laf edebilmemi sağlamak, yıllardır Amerika'da olduğu için görüşemediğim çocukluk arkadaşımı fotoğraftan da olsa görmeme imkan veren bir sosyal ağ.
Bunlar benim çözüp dahil olduklarım bir de vampirlik gibi hiç anlayamadığım faaliyetler var ki akıllara zarar.
Bu illete yakalanmak için tek yapmanız üye olup e-posta adresinizde kayıtlı kişileri arkadaşlığa davet etmek. Gerisi çorap söküğü gibi geliyor. Ah bir de Türkçe olsa...