2005'ten beri mutfakta · 574 tarif

Evde Spor Keyfi

29 Eylül 2010
Evde Spor Keyfi

Spor yapmak istediğimi ya da yaptığımı söylediğimde çoğunlukla 'tüy kadarsın nerene spor yapacaksın?' gibi şeyler duyuyorum. Oysa spor yapmak benim ve benim gibi çalışanlar için çok mühim bir ihtiyaç.

Bütün gün ya bilgisayar başında ya da toplantıda genellikle de hiç yerimizden kalkmadan saatlerimizi bir sandalyenin üzerinde geçiriyoruz. Artık o kadar ki toplantılarda günün özetini daha sonra dağıtacak kişi dışında not bile alınmıyor. Yani parmağımızı bile kıpırdatmadan toplanıyoruz. Bilgisayarımızın başında yalnızca parmaklarımız çalışıyor. Tabi en çok iş tıklayan işaret parmağına düşüyor.

Spor Ayakkabı

İşten çıkıp evimize eldiğimizde en hareketli dakikalar başlıyor. Sofrayı kurup, yemeği sofraya koymak. Ardından ne mi yapıyoruz, başka bir sandalyeye oturup, onu afiyetle yiyoruz. Günün en keyifli anı da bunu takip ediyor. Koltuğa kaykılıp meyve ya da aburcubur atıştırırken televizyon karşısında uyuklamak...

Günler günleri kovalıyor ama biz hiçbir şeyi kovalamadığımızdan gittikçe daha az esnek kaslara, daha zor hareket eden eklemlere sahip oluyoruz. Sonra gelsin kas ve kemik erimeleri, kireçlenmeler ve diğer hastalıklar.

Biliyorsunuz ki çok hastalıklı bir yapım var. Havadan nem kaparım. O yüzden de grip olmamak, sağımı solumu kırmamak için çok dikkat ederim. Gerçi dikkat bunlardan korunmama yeterli gelmese de dikkat etmesem daha fena olabileceğimi düşünerek rahatlatıyorum. O veya bu sebepten gittiğim bütün doktorlar mutlaka spor yapmaya başlamam gerektiğini söyleyip dururlar. İnanın diş doktorum bile 'spora ya da yüzmeye başlamalısınız' diyerek reçetemi elime tutuşturuyor.

Bu kadar çok spor demelerinin ardında elbette sadece oturarak çalışmak yok. Ailemizde genetik olarak kemik erimesi mevcut. Haliyle yüksek risk grubunda yer alıyorum.

Evlenmeden önce arkadaşlarımla günlük bisiklet turlarına çıkardık. Özel yapım harika bir bisikletim vardı. Başlangıçta her yerim tutulsa da 3 haftanın sonunda rahatlıkla 60km yol alabilmeye başlamıştım. Uzun süre sürekli bisiklete binerek eklemlerimi çalışır halde tuttum. Evlendikten sonra 7. kattaki evimize bisikleti çıkartıp, indirmek bu keyifi işkenceye dönüştürdüğünden, bisiklet rafa kalktı.

Eşim tabiki bunun yerini dolduracak birşeyi hemen icat etti: fotoğraf turları. Uzun yürüyüşlerle fotoğraf turlarına çıkmaya başladık. Kilometrelerce yol yürüdüğümü ancak gece eve gelip haritadan fotoğrafları çektiğimiz yeri işaretlemeye kalktığımda fark ediyordum. Fotoğraf hobim geliştikçe, ekipmanlar ve çantam da gelişmeye başladı. Eh hal böyle olunca çantayı taşımaktan kaçınıp, arabayla ulaşabileceğim yerlerde fotoğraf çekmeye başladım. İşin içine araba girince kilometreler elbette benim bacaklar yerine ona yazmaya başladı.

Devletşah

Fotoğraf yürüyüşleri de kalkınca, bir spor salonuna gitmek farz oldu. İlk iki ay haftada 3 kere düzenli gitsem de yoğun toplantı temposunda işten çıkıp başka bir yere gitmek, yorgun argın soyunup, giyinmek daha da yorulduktan sonra tekrar soyunup giyinmek ve eve ulaşmak. Hele bir de kış ise... Yağmurda, karda... Yangında ilk atılacak şeylerin başında uzun yoldan eve gitmek geliyor. Rahat zamanlarda başladığım spor salonu maceram işlerin yoğunlaştığı tam da ağır kış günlerinde tarih oldu.

Eh, her yaz olduğu gibi bu yaz yaklaşırken bütün kadınlar gibi 34 beden beni de bir selülit problemi sarıp sarmaladı. Bol su içmenin yanında spor da gerekliydi. Bu arada biz 7. kattan 8. kata terfi ettiğimizden selülite iyi geldiği söylenilen bisiklet raftaki yerini korumaya devam ediyordu. Sitemizdeki yürüyüş parkurunda tempolu yürüyüşlerle problemi azaltmaya çalışsam da, tam başarıyı sağlayabilmiş bir kadın olmadığı gerçeği içimi rahatlattıyordu.

Sabah güzümü açar açmaz yataktaktan çıkmak zor gelirken, kalkıp yürüyüşe çıkmak tabi ki daha zor geliyordu. Ama eşim sabırla her sabah beni zorlayarak yürüyüşe çıkartmaya muvaffak oldu. Ta ki ramazan gelip çatana kadar. Sahur maceralarımızı anlatmıştım. Eh bir de uzun yaz günleri olunca yürüyüşler rafta diğer arkadaşlarının yanındaki yerine bayram sabahına kadar kaldırıldı. Bayramla beraber başladığımız yürüyüşlerimize yağmur ve sabah soğunun beni hasta etme çalışmaları son verdi.

Spor yapmayı istememdeki azmim gerçekten göz yaşartıcı değil mi? Spor yapamadığım zamanlarda iç huzurum için 8. kattaki evimize merdivenleri kullanarak çıktığımı söylediğimde bu nedenle şaşırmayacaksınız.

İçimdeki spor aşkı bu kadar büyük olunca, çözüm üretmek yine eşime düştü. Evdeki oyun konsolunu spor hocasına, salonu da spor merkezine döştürdüğünden beri benden mutlusu yok. İki iş arası bazen 20 dakika yoga, bazen 10 dakika koşu... Eğlenceli olsun dersem biraz tenis, sinirliysem biraz boks. Değmeyin keyfime. Bu defa hava soğukmuş, yağmur varmış, güneş çok yakıyormuş, trafik çok sıkışıkmış gibi dertlerin tamamı rafa kalktı. Sağlıklı bir ben için şimdilik herşey yolunda.

Bunlar da olur