Evde Ölü mü var?
3 haftalık uzun ve çok dinlendirici bir tatile gittik. İnanın bütün kemiklerim ısındı, ruhum dinlendi... Eşim ve oğlumla herkesten uzakta sakin, huzurlu, mutlu günler geçirdik.
13 saatlik uzun bir uçuşun ardından, yağmurlu bir cuma akşamı trafiğinde evimize döndük. Kapıyı açtık ve yüzümüze tokat gibi çarpan koku ile karşılaştık. Evde resmen bir leş kokusu...
Işığı açtım... Açılmıyor. Sigorta kutusuna uzanıp kontrol ediyorum... Kapalı...
O an başımdan kaynar sular döküldü. Tüm evle beraber buzdolabının da sigortası atmış. Yazdan dondurduğum domates püreleri, Sufi için porsiyonluk hazırlattığım kilolarca et, ev yapı dondurmalar... Hepsi günlerce belki de haftalarca elektiriksiz buzdolabında perişan olmuş.
O yorgunlukla buzdolabının içindeki herşeyi poşetleri ile çöpe taşıdık. Önce çamaşır suyu ile, sonra sirke ve karbonatla sildik. Cam, kapı herşeyi açıp yattık.
Sabah acil kodu ile teknik servisi çağırıp, kokudan kurtulma yollarını öğrenmeye koyulduk... Lakin servis iç vidaları açıp buzdolabının iliğine kadar işleyen kanı gösterdiğinde daha 1 yılı bile dolmamış dolabımızı kapının önüne koyduk.
Evdeki koku yaşanılabilir seviyelere düştü. Yeni dolabımızda gelirse normal halimize dönebiliriz.
Yeni yılın evdeki ilk günleri böyle geçti.