Eğirdir: Göl Deyip Geçmeyin!
Elimizdeki haritaya göre âKöy Garajıâ kaldıÄımız yere çok yakındı. Yol sorduÄumuz birisi garajın taÅındıÄını, tek otobüsle gidebileceÄimizi anlattı. Yeni köy garajına vardıÄımızda EÄirdir Belediyesi'nin minibüslerini hemen gördük. Bu garajdan Ispartaânın Yalvaç, Uluborlu gibi diÄer ilçelerine de gitmek mümkün.
2,5 YTLâlik ücretimizi ödedikten sonra 40 dakika süren yolculuÄumuz baÅladı. Ãnce sarp kayalarda âGüçlüyüz, Cesuruz, Hazırızâ yazısı hemen ardından da altın kumlara vuran EÄirdir gölü göründü.
İlçe merkezinde tabelalar gezebileceÄimiz yerleri iÅaret ediyordu. EÄirdir kalesi, Dündarbey Medresesi, Hızırbey Camisi, Hayvanat bahçesi, YeÅil Ada.
Selçuklu dönemine ait Hızırbey camisi ile Dündarbey Medresesi karÅılıklı kurulmuÅ. En ilginç yanı ise iki binayı birbirine baÄlayan 2 metre geniÅliÄindeki 30 m uzunluÄundaki kemerin üzerinde minare olması. DöndüÄümüzde bana deÄiÅik gelen bu yapıyı sanat tarihçisi bir arkadaÅıma sorduÄumda âBaÅka bir örneÄi yok. Å?u ana kadar benzerini de hiç duymadımâ dedi.
Medresenin odaları dükkân haline getirilmiÅ. O güzelim taÅ oyması kapısına da kocaman demirden bir âBazaarâ levhası konulmuÅ. İnsan kızmadan edemiyor. 800 sene kimsenin aklına gelmemiÅtir oraya yazı asmak için çivi çakmak. O yüzden hâlâ varlar. Bundan sonra durumları ne olur bilemeyeceÄim. Mesela üzerinde Arapça yazı olduÄu için yeÅile boyayabilirler. Böylece estetik zevklerimizin ne kadar hızlı yok olduÄunu da belgelemiÅ oluruz.
Neyse bu etkileyici giriÅin ardından M.Ã. 4.yy.da yapıldıÄı tahmin edilen kalenin surlarında dolaÅtık biraz. Surların hemen yakınında âTarihi EÄirdir Eviâni gezmek istedik, fakat kapalıydı. Günlerden cumaydı, camda Salı öÄleden sonra ve ÃarÅamba tüm gün kapalı olduÄu yazıyordu. DıÅından biraz bakınıp sahile indik.
Beni bekleyen sürpriz sahildeydi. Dalgakıranda seslerini duyduÄum kurbaÄaları fotoÄraflamak isterken yengeçleri gördüm. Elimden daha büyük kırmızı, kahverengi, yeÅil renkte yengeçler. Daha dikkatli baktıÄımda suyun içinde yan yan yürüyenleri bile fark ettim. Yengeçleri keÅfimden sonra kurbaÄalar çekim önceliÄini kaybetti.
Uzun süre yengeç, kurbaÄa, ördek, martı fotoÄrafı çektikten sonra karnımızın acıktıÄını fark ederek Ãzgeânin tavsiyesini de göz önüne alarak adaya doÄru ilerledik. Adaya yürüyerek ya da arabayla gitmek mümkün. Kıyı ile arası doldurulmuÅ. Ada özelliÄi kaybolmasın diye de araya 3 metrelik bir köprü yapılmıÅ.
Ãevresinde yürüyerek tam tur attıktan sonra Mürselâin yerinde oturduk. Hem Ãzge, hem de su aldıÄımız büfenin sahibi burayı önermiÅti. Mürselâin yerinin gerçek isimi âBig Appleâ. Sonradan öÄrendik ki son zamanlarda âRasimâin Yeriâ de iyiymiÅ. Tatlı su levreÄi ya da Sazan dolması yenmesi tavsiye ediliyor. Biz iki kiÅi sazan dolmasını bitiremeyeceÄimiz için levrek fileto yedik. Ben nedense ızgara olacaÄını sanıyordum. Pane edilmiÅ balıÄı gördüÄümde ÅaÅırdım. Hem tatlı su levreÄini, hem de yaÄda piÅmiÅ balık pek sevmediÄimden olsa gerek beÄenmedim. EÅim bayılarak yedi. Bir dahaki sefere sazan dolması yiyecek kadar kalabalık gitmeyi umuyorum.
Adada gezerken Ayastafanos kilisesini de gördük. Kapalıydı. Ãevresindeki küçük duvara tırmanıp camdan baktıÄımda içinin boÅ olduÄu, hatta sütun baÅlarının söküldüÄünü gördüm. Daha sonra internette yaptıÄım araÅtırmada 1998 yılında restore edildiÄini okudum. EÄer yenilenmiÅ hali buysa durumu içler acısı.
Yemek sonrası merkeze geri döndük. Ben sırtımı göle doÄru verip tele objektifimle daÄda çalıÅma yapan komando avına çıktım. Maalesef göremedim. âYa gerçekten çok iyi kamufle oluyorlar ya da daÄın diÄer tarafında çalıÅıyorlarâ diye yorum yaparken saatin farkına vardık. Nikâha nasıl yetiÅeceÄimizi kara kara düÅünerek dönüŠiçin minibüsteki yerimizi aldık. Gölü son defa gördüÄümüz tepenin üstünde sırtlarında benim büyüklüÄümde çantalarla yürüyen komandoları fark ettiÄimde içimi garip bir huzur ve sevinç kapladı.