Devletsah.com'un 2. Yaş Günü
Herşey bundan 2 yıl önce bir akşam yemeğinden sonra başladı. Eşim daha önce yaptığım bir tatlıdan yapmamı istedi. Bense her zaman yaptığım gibi bir kağıt parçasına yazdığım tarifi kaybetmiştim. Bunun üstüne peki o zaman "tiramisu" yap dedi. Onun tarifini de kaybettiğimi duyunca bana tertipli, düzenli olmanın faziletleri hakkında uzun bir nutuk çekeceğini sanıyordum. Ama sadece "Word'e yazsan, aradığın zaman kolayca bulursun" dedi. Ben hemen "Hiç işim yok bir de tarifleri bilgisayara geçireceğim. Hem bir müddet sonra uzadıkça uzar, aradığın bulunmaz olur" diyerek itiraz ettim. "Peki sen bilirsin" diyerek kalkıp bilgisayarın başına geçti.
Ben sofrayı toplayıp, akşam için çay demlemeye hazırlandığım sırada "Gelip bir bakar mısın" diye seslendi. Gidip baktığımda ekranda o gün pişirdiğim brokoli çorbasının tarifini gördüm. Hem de daha önce nikahımız için davetiyemizi yayınladığımız, hatıra defteri olarak kullandığımız "devletsah.com " adresinde. Önce "sitemiz nerede, bırakılan notlara ne oldu" diye söylendim. Sonra da "kim benim brokoli çorbamın tarifine bakar? Koskoca internette niye gelip benim siteme baksınlar ki?" diye mızmızdandım. O sırada telefon çaldı. Söylene söylene açtığımda iş yerinden bir arkadaşım gülerek "Sizin düğün sitesini hacklemişler, yerine brokoli çorbası tarifi koymuşlar" dedi. Ben şaşkınca "Sen tarifi görüyor musun?" diyebildim. "Evet, anlaşılan sen de görüyorsun. Eee.. Ne yapacaksınız?" dedi. "Tarifi eşimin koyduğunu böyle birşeyler yapmamın iyi olacağını düşündüğünü anlattım. "Bu tarif doğru mu yani. Öyleyse anneme vereyim yapsın. O da arıyordu zaten" dediğinde anladım ki ben yazarsam birileri de okur. Gerçi birçok yazar "okunmak için yazmıyorum, kendimi iyi hissetmek için yazıyorum" dese de bu bir yalan. Okuyucularımın sayısının arttığı hergün ben deha mutlu ve daha çok yazmak isteyen birisi oldum. Günler ilerledikçe zaten yazdığım ve birkaç yerde yayılanan denemelerimi de siteye koymaya karar verdim. Sonra da günlük yazılarım başladı. Bütün bunlar göz açıp kapayana kadar hızlıca olup bitti. Tıpkı 2 yılın geçip gitmesi gibi.
Bu iki yıl içinde hergüne bir yazı düşecek kadar çok şey yazmışım. Bir tanıdığımız "insanın kendini iyi ifade edebilmesi için hergün oturup bir paragraf yazması gerekir" derdi. Gerçekten yazılarımı ilk yazmaya başladığım günden bugüne kendimi çok daha iyi ifade edebildiğimi düşünüyorum. Sitemin sadece yazılarıma değil, aşçılığıma ve fotoğrafçılığıma da çok faydaları oldu. Daha önce sadece gezi fotoğrafları çekerken yemek fotoğrafları çekmek bambaşka bir deneyimdi. Açık havada fotoğraf çekmekle yakından uzaktan alâkası olmayan, çok çalışmayı gerektiren bir alandı. Hergün bir önceki gün çektiğim fotoğrafları beğenmez oldum. Umarım birgün istediğim gibi fotoğraf çekmeye de başlarım. Galiba aşçılığım fotoğrafçılığım kadar gelişmedi. Ama itiraf etmeliyim ki artık çok daha hızlıyım.
Son bir nokta daha var. O da sitem vasıtasıyla tanıştığım, yüzünü görmediğim, sesini duymadığım arkadaşlarım. Yazmadığımda beni merak eden, yazdıklarıma yorumlarıyla iştirak eden okuyucularım. Hepiniz yüzünü hiç görmediğim karşı komşumdan daha yakınsınız. Umarım daha uzun seneler bu sitede paylaşmaya devam ederiz.