Çiçek yetiştirmek...
Çiçek yetiştirmeye bayılıyorum. İnsana garip bir sorumluluk veriyor. Hayvanlar gibi değiller. Acıktıklarında size sırnaşamıyorlar. Yerlerini beğenmediklerinde kalkıp gidemiyorlar. Size sessizce, anlayacağınızı umarak işaretler gönderiyorlar. Kimi zaman sararıp soluyorlar, kimi zaman sadece yapraktan ibaret aylar belki de yıllar geçiriyorlar. Öyle ki siz onun çiçek açtığını bile hatırlamıyorsunuz.
Sanıyorum ilk menekşem iş yerindeki odamı güzelleştirmek için müdürüm tarafından verilmişti. Daha sonra ben camı olmayan bir ofise, o da mutfağa taşındı. Ardından, ölmek üzere olan bir anthoriumu getirip, 'bu gölge seviyormuş, sizin odada rahat eder' diyerek masama bıraktılar. Işıksız ve havasız odama o da ben de alışamadık. Sanıyorum beta cinsi balığım dışında alışan da olmadı. Rengi iyice sararıp solduğu için hastayı alıp eve getirdim. Pencereden uzakta ama yine de ışık alabileceği yerine yerleştirdiğimde bu kadar sevinip, on beş gün içinde çiçeklere boğulacağını inanın tahmin etmiyordum.
Radyasyona engel olduğu söylenen, sıcaktan başka pek ihtiyacı olmayan kaktüslerle odamı renklendirmeye karar verip, 3 farklı cins kaktüs aldım. Sonraları masamdaki sayısı değişmese de epey kaktüsüm oldu. Odama gelip, 'aaa ne güzelmiş' diyerek adıp gidenlerin sayısı oldukça fazlaydı.
Evlendiğimiz ilk günlerde, eşimin evinden saksı içinde bir sap geldi. Zavallı bir çiçekmiş ancak, ne ölmüş ne de yaşıyordu. Uzun zaman neye benzediğini anlayamadık. Sadece sulayıp, bir gün kendine geleceğini umduk. Yaklaşık bir yılın sonunda toprağın içinden bir dal daha çıkıp yeşerdi. Sonra bir dal daha. Ama o kadar... Yıllarca koca saksıda biri kuruyunca diğeri çıkan dal olarak yaşayıp gitti. İlk tanışmamızdan dört yıl sonra, taşındığımız bu evde iki dal sessizce, önce üçe sonra dörde sonra altıya çıktı. Yarım metrelik boyu bir metreyi aşıp, göz alıcı bir güzelliğe büründü. Şimdi altından yeni yeni sürgünler verip beni her gün şaşırtıyor.
'En sevdiğim çiçekler orkideler ve menekşelerdir.'
Çiçekelere ve bahçeciliğe meraklı olan kayınpederimle konuşurken söylediğim bu sözler, beni her Yalova seyahatinde bir orkide sahibi yapmaya yetti. Çiçekleri aylarca üzerinde duran orkideler yer konusunda pek hassaslar. Sevmedikleri taktirde açtırmak pek mümkün değil. Nitekim eski evimizi sevmeyip açmayan orkidelerin sayısı iki elin parmaklarından çok. Ben her Yalova seyahatinde üzerinde çiçekleri olan saksılarla dönerken, kayınpederim de her İstanbul seyahatinden, açmayı bırakan orkide saksıları ile döner oldu. Son seferinde bir kaç senedir açmayan saksıyı almak istediğinde başka bir yöntem deneyeceğim için bırakmasını istedim.Söylenildiğinde komik gelen birşeyi denemeye koyuldum. Açmayan orkidenin yanına üzerindeki çiçekleri taşımakta zorluk çeken başka bir taneyi yerleştirip, her gün çiçekli olana, ilgi gösterdim. Ara sıra çiçeksiz olana 'senin de güzel çiçeklerin olsaydı, onlar da iltifat alırdı' gibi sözler söylediğimi de itiraf ediyorum. Bir kaç hafta sonunda yaprakların arasından önce bir dal uzandı, sonra üzerinde beş çiçek tomurcuğu belirdi. Şimdi merakla rengini bile unuttuğum orkidenin açmasını bekliyorum.
Uzun zamandır kimselerin evinde görmediğim, dolayısı ile kendi evim için de bulamadığım, japon şemsiyesini yine kayınpederime sipariş ettim. Epey süre sonra gazete kağıdına sarılı şekilde elime tutuşturdu. Önce tepe taklak şekilde suda bekletip, kök saldırdım. Sonra, güzel büyükçe bir saksıya diktim. Şimdi bütün zerafeti ile diğerlerinin arasında salınıyor. Tabağı küçük olduğu için istediği kadar su veremediğimden pek cılızdı. Haftasonu geçtiği bol bol su alabileceği saksına şimdiden alışmış görünüyor.
Zaman içinde mor renklisine doyamadığım menekşem kendisini yalnız hissetmesin diye, pembesini, beyazını, mavisini aldım. En son misafirliğe gittiğimiz bir yerde beğenip, bir dal istediğim adını sanını bilmediğim mor renkli bir çiçek katıldı aralarına. Hergün merakla baktığım saksısında, bu sabah yepyeni üç dalı ile beni selamladığında, onun hayata tutunduğunu görmek günüme renk kattı.
Evet, tahmin ettiğiniz üzere her sabah onlarla konuşup, hatırlarını soruyorum. İşe gitmek için yola çıkarken dışarıdan birşeyler isteyip istemediklerini sorduğum günler olmuyor değil. Seyahate giderken kardeşime, hangisine ne zaman ne kadar su verileceğini anlatan çizelgeler bırakıyorum. Ara sıra arayıp, çizelgeye uyup uymadıklarını soruyorum. Ben onları sevdikçe onlar bana hergün farklı çiçekler açıyor...
Merak ediyorum siz de benim kadar çiçekleri seviyor musunuz? Mesela menekşelerin renklerini değiştirmek, minik saksı güllerini evde yetiştirmek hakkında bilginiz var mı? Sonra salonumda mis kokulu limon yetiştirmek için ne yapmalıyım?