2005'ten beri mutfakta · 574 tarif

Boş zaman nedir?

5 Ocak 2009
Boş zaman nedir?
saat

Bu soru hep kafamı kurcalar: 'Boş zamanlarınızda ne yaparsınız?' Aslında aklıma takılan sorunun kendisi değil, boş zaman kavramı. Zaman zaman, özellikle de istifa ettiğim, yeni iş aradığım günlerde bu konuda daha sık düşünüyorum. Şimdi yüzünüzdeki o hain gülümsemeyi görüyor, hatta 'eh, yapacak birşeyin yok, o yüzden böyle şeylere kafa yoruyorsun' dediğinizi de duyuyorum. Ama yanılıyorsunuz.

Kafamı kurcalayan soruya verilen cevaplarla başlayalım isteseniz:

- Kitap okurum. - Fotoğraf çekerim. - Bisiklete binerim. - Yemek yapmaktan hoşlanırım. - Dalışa giderim. - Piyano çalarım. - Yeni yerler görmeyi severim. - Televizyon seyrederim.

Şimdi de düşünmeye cevaplar üzerinden devam ediyorum.

Geçenlerde Stephen King'in şu sözünü okudum: 'Eğer kitap okumaya vaktiniz yoksa, yazı yazacak donanımınız ve de zamanınız da yoktur.' Bence bu söz çok daha geniş kapsamlı tutulabilir. Eğer kitap okuyacak vaktiniz yoksa, derdiniz anlatırken kullanacağınız kelimelerin sayısı gün gittikçe azalacaktır, hayal gücünüz sığlaşacaktır. Azalan hayal gücü, isteklerinizi ayakkabı, çanta ile sınırlayacaktır. Oysa ki, okuduğunuz kitaplarla bir gün bir safariye katılıp, zürafaları görmeyi hayal edebilirsiniz. Belki komik gelebilir ama, uzaya çıkan ilk füzeleri yapanların mutlaka çocukluklarında Jules Verne okuduklarınına inanıyorum.

Bu nedenle kitap okumak, boş vakit eğlencesi değildir. Dilimize, hayallerimize sahip olabilmeyi mümkün kılan, düzenli yapılması gereken günlük bir faaliyettir. Bu durumda kitap okuyarak geçirdiğim süre benim boş vaktim değildir. Planlanmış, düzenli olarak keyif alarak yaptığım bir iştir.

Bisiklete binmek, dalışa gitmek, yüzmek, yürüyüş yapmak, koşmak, aletli jimnastik yapmak,... Bütün bunların tamamı sağlıklı bir yaşam için olmazsa olmazlardandır. İster kabul edin ister etmeyin, herkesin düzenli olarak spor yapması gerekir. Bu düzen, günlük programa, kişinin ekonomik gücüne ve vücuduna göre değişir. Kimse, bugün yapacak birşey bulamadım, biraz sağlıklı olayım demez.

Sağlık boş vakitlere bırakılamayacak kadar değerlidir.

Yaşamak için günde standart olarak üç öğün yemek yiyoruz. Boş vakit bulamadığımız için yemek yemediğimiz durumlarda kendimizi bir hastane odasında kolumuzda serumla bulmamız çok normaldir. Ufak bir sandviç hazırlamak bile yemek yapmakla ilgilidir. Elbette geniş zamanlarda farklı, kısıtlı zamanlarda farklı yemekler yapılır. Ama yemek yapmak ve yemek her daim zaman ayırmamız gereken günlük bir aktivitedir.

Fotoğraf çekmek ciddi, mesai gerektirir. Zamana, ışığa, hava şartlarına göre ayarları öğrenmek, denemeler yapmak, onları bilgisayara aktarmak, düzenlemek, işlemek... Eğer hatıra depolamak amacıyla yapmıyorsanız, ciddi emek harcamanız gereken birşeydir. Tıpkı piyano çalmak gibi. Ayda yılda bir vakit bulunduğunda yapılabilecek, ya da ayda yılda bir yapıldığında kaliteli ve iyi sonuçlar alınabilecek işler değillerdir. Düzenli olarak ikisine de vakit ayrımalısınız. İyi fotoğraflara bakmalı, iyi müzikleri dinlemeli, her ikisini de taklit etmeye çalışmalısınız. Hergün belli bir süre ayarlar, sesler üzerine çalışmanız gerekir. Boş vakitten çok, planlı olmayı, günün belli saatlerinde belli yerlerde olmayı gerektirir.

Yeni yerler görmek bana doğrudan tatil kelimesini çağrıştırır. Tatildeyseniz, daha önce planladığınız yerlere gidersiniz, yeni şeyler görür, yeni kültürler tanırsınız. Boş değilsinizdir. Bildiklerinize yenilerini katmakla meşgulsünüzdür. Daha önce belgesellerde görüp, hayal ettiklerinizi hayata aktarmaktasınızdır. Şöyle düşünün. Ateş elinizi yakar dediklerinde o acıyı hayal edersiniz. Ateşe dokunduğunuzda artık o duyguyu en iyi tarif edebileceklerden birisinizdir. Gezilerde öyledir. Derler ya çok okuyan mı bilir çok gezen mi bilir? Bence okuyup ardından gezen bilir. Başka tecrübeleri kendisininkisi ile birleştirebilen daha çok bilir.

Televizyon seyretmek tam bir muammadır. Ne seyredeceğinizi bildiğiniz taktirde, eğlendirici olduğu kadar besleyici de olur. Keyif veren diziler, stresinizi alır, belgeseller hayatınızın sonuna kadar gidemeyeceğiniz Mars, Uranüs gibi yerlere gitmiş gibi hissetmenizi sağlar.

Boş zaman bence nedir biliyor musunuz?

Bir plajda boş boş yatıp, o kızın bikinisine, bu çocuğun gözlüğüne bakmak, televizyonda öylesine kanallar arasında gezinmek, birşey almayacağınız halde sokaklarda dolaşıp vitrinlere göz atmaktır. Boş zaman çok kıymetli olan dakikalarımızı öylesine akıtıp, ardından 'hiçbir şeye yetişemiyorum. Birazcık vaktim olsa bir hobiyle uğraşacağım' diyerek hayıflandığımız garip bir kavramdır.

Peki gerekli işlerle, gereksizleri nasıl ayıracağız?

Çok sevdiğim bir tabir var: 'Vakit öldürmek.'

Bir işi yaparken kendime bunu soruyorum?

- Bu dakikalar öldü mü? Arkasından ağlayacak mıyım?

Cevabım evet ise, hemen başka birşey yapmaya başlıyorum. Fotoğraf çekerken, seyahat ederken, spor yaparken, kitap okurken geçirdiğim zamanların ardından hiçbir zaman ağlamadım. O yüzden inanın bana hiç boş vaktim yok. Kafamı kaşıyamayacak kadar meşgulüm, kendimi ve çevremdekileri geliştirmekle uğraşıyorum. Hem vaktimi öldürecek kadar zengin de değilim. Ne demiş Cahit Sıtkı: 'Yaş 35, yolun yarısı' Her ne kadar 35 olmasam da, kaç yaşında öleceğimi bilmesem de...

Bunlar da olur