Boğaz manzarası eşliğinde Sting konseri
Nisan ayından beri beklediğim gün geldi, geçti.
13 Haziran'ı gözümün ucundan damlamak üzere olan yaşla camdan dışarıdaki yağmuru seyrederek ve dua ederek geçirdim. Sabah kalktığımda sağanak halde yağan yağmur yerini parçalı bulutlu bir havaya bırakmıştı. Gün boyunca bir gözüm sürekli dışarıda diğeri ise bilgisayar ekranında sürekli güncellediğim havadurumu sayfasındaydı. Akşamüstü havadaki bulutlar iyice dağılıp, güneş kendini gösterince, en sevdiğim yabancı sanatçı olduğunu rahatlıkla söyleyebileceğim Sting birkaç saat sonra benim için (diğer 4999 kişi nereye gidecek bilmiyorum) en sevdiğim şarkılarını söyleyecek düşüncesi son iki günün yağmur yorgunluğunu alıp götürdü.
Saat 17:00 sularında evden çıkıp 17:45 civarında konser alanına vardığımda bizden (eşim ve ben) başka 50-100 kişi vardı. Hafta içi olmasının ve mesai saatinin genel olarak 18:00'da bitmesinden kaynaklanan bu boşluktan istifade ederk sıraya girdik ve tabiki kapılar açıldığında en öndeki yerimizi aldık.
Saat 20:30 gibi Fiction Plane grubu sahneye çıktı. Sting'in oğlunun grubu olarak tanına grup sahneden indiklerinde düşündüğüm ben bu tip müzik için yaşlanmışım oldu. Grubun vokalisti Joe Sumner babası Sting'e hem sesiyle hem de fiziğiyle o kadar çok beziyordu ki. Gelecek yıllarda müziğinin de benzemesini diliyorum.
20 dakikalık heyecanlı bekleyişin ardından Sting sahne'de gözüktü. Sadece üç gitar ve bir bateriden oluşan grubu gördüğümde ilk bir kaç dakika hayal kırıklığı içinde geçti. Ama buna da şükür diyerek kendimizi boğaz manzarasının içinde Sting'in birbirinden güzel parçalarına bıraktık. Bence gecenin unutulamayacak parçası Roxanne'dı. Englishman in Newyork şarkısını baştan sona hep bir ağızdan söyledik. Gecenin sürprizi ise piyano ya da benzeri bir alet olmadan Desert Rose'uns söylenmesi ve Mısırlı Ahmet'in eşlik etmek üzere sahneye gelmesi oldu.
Aylarca beklenip sadece doksan dakika süren ama bir ömür boyu unutulmayacak anlar yaşadık. Bir daha gelse bir daha gitsek...