2005'ten beri mutfakta · 574 tarif

Abant'ta haftasonu

30 Nisan 2008
Abant'ta haftasonu

Bundan bir ay kadar önce Ankara'daki arkadaşlarımdan bir e-posta aldım. Abant'a gideceklerini yazıyorlardı. "Haftasonu olsaydı ben de gelirdim" diye buruk bir cevap verdim onlara. Birkaç gün sonra gelen başka bir e-posta şu şekildeydi:

....Senin için haftasonuna aldık geziyi. 26-27 Nisan cumartesi pazar. Seni mutlaka bekliyoruz..... Programımız: Bolu'ya varış. Evde terasta bol yeşilikli manzara karşısında kahvaltı. Dinlenme misafirhaneye yerleşme Kaplıca hamamında hamam partisi kese ve kil masajı Akşam şef Devletşah tarafından düzenlenen mangal partisi Gece dinlenme ve sabah kuş sesleri eşliğinde uyanış Sabah kahvaltısı terasta yeşillikler içinde Abant gölü gezisi nilüferle ve çimenleri örten sarı halı gibi kaplı çiçekler üzerinde piknik Akmina sularının çıktığı travertenlerde manzara seyri Boluda yoğurtlu gözleme eve dönüş

Bu programı kaçırmazsın umarım....

Sevinç içinde telefona sarılıp o günü iple çektiğimi söyledim. Geçtiğimiz haftasonuna kadar hava güzelleştikçe güzelleşti, çiçekler kendini etrafa saçtıkça saçtı. Cumartesi sabah yola çıkmak için gözümü açtığımda yağmurlu hava keyfimi kaçırmaya muvaffak olamadı. Ufak çantamı kaptığım gibi soluğu Abant'ın yeşilliklerinde aldım.

Bir kısmını aylardır görmediğim çok sevgili arkadaşlarımla kavuştuğum an çok neşeli ve benim açımdan duygusaldı. Ankara'daki kahvaltımız gibi bol kahkahalı bir sofrada uzun uzun sohbet ettik. Bu keyifli dakikaların ardından çevre gezisine çıktık.

Gezimizde ilk önce Akmina sodalarının çıktığı bölgeye gittik. Pamukkale'de görmeye alışık olduğumuz travertenlerin benzerlerini görmek mi beni şaşırttı yoksa musluktan şakır şakır akan yüzümü yıkadığım, ağzımı dayayıp içtiğim suyun Akmina olması mı bilmiyorum. Yeşilin her tonunu bir arada seyredip gözlerimizi dinlendirdikten sonra Abant gibi bir dağ gölü olan Gölcük'e gittik. Gölcük çevresindeki parkta dolaşıp, göldeki balıkları besleyip dinlenmenin yanı sıra güzelleşeceğimizi de düşündüğüm kaplıcaya geçtik.

Gölcük

Uzun zamandır ne kaplıcaya ne de hamama gitmiştim. Ne kadar rahatlatıcı olduğunu unutmuşum. Bir saatten fazla sıcak sularla hemhal olduktan sonra üzerimde ne iş ne şehir stresi kalmıştı. Tek üzüldüğüm konu yaklaşan yaz ile susuzluk problemiydi. Hemen buraya acemi hamamcılar için not düşmeliyim. Yanınızda mutlaka terlik, kese, şampuan, sabun, tarak, hamam tası ve havlu bulundurun.

Eve döndüğümüzde mangal partisi için hazırlıklara başladık. Havnın kararmasıyla soğuması bir oldu. Bunun üzerine mangal keyfi, ev içinde elektrikli ızgara keyfine dönüştü. Kaşla göz arasında mükellef bir sofra hazırlanmış ve başına oturulmuştu. Çay ve kahve keyfini temiz havanın da etkisiyle derin bir uyku takip etti.

Sabah erken saatte tıpkı davet e-postasında denildiği gibi kuş cıvıltıları içinde uyandık. Etrafta kısa bir yürüyüşün ardından nefis bir kahvaltı sofrasına oturduk. Bu sırada güneş yerini önce bulutlara sonra da sağnak yağmura bıraktı. Dışarı çıkamayacağımızı anladığımız vakitten itibaren başlayan neşe dolu sohbet benim İstanbul'a dönüş saatime kadar devam etti.

Uzun zamandır bu kadar dinlendiğim, eğlendiğim bir haftasonu daha hatırlamıyorum... Hem onları hem de Ankara'yı ne kadar özlediğimi bir kere daha fark ettim.

Bunlar da olur