taşınmak
TAŞINMAK edilgen f. (
Taşınmak işi yapılmak, bir şey bir yerden bir yere götürülmek, nakledilmek: Sedye ile taşındı (Peyami Safa).
Aktarılmak, intikal ettirilmek.
Üzerinde bulundurulmak “Ruhsatsız silâh taşınmaz.”
İçinden geçirilerek aktarılmak, nakledilmek: “Akar yakıt istasyona borularla taşınacak.” * dönüşlü f.
(Bir yerden başka bir yere) Geçmek, intikal etmek: Semâverin suyu kaynamaya başlamıştır. Mangaldaki kömürler olmuştur. İçeri taşınırız (Tarık Buğra).
(Oturduğu yerden çıkıp başka yere) Nakletmek, göçmek: Genç karısı ile yakınımıza taşındı (Halide Edip Adıvar). Irak’a taşınan bu unsurun idârî muhtariyetini bile tanımadı (Refik Halid Karay). Yazın kızın âilesi Beylerbeyi’ne taşınır, kışın şehre inermiş (Burhan Felek).
(Bir yere) Çok sık gitmek: O şimdi her gün elinde bir bohça ile Üsküdar çarşısına taşınmaya başlamıştı (Reşat Nuri Güntekin).
* Taşınmak fiiliyle deyim: Düşünüp taşınmak.