2005'ten beri mutfakta · 574 tarif

SÎMİN

21 Haziran 2007
SÎMİN sıf. (Fars. sïm "gümüş" ve -ïn ekiyle sïm-ïn)
  1. Gümüşten yapılmış, gümüş: "Piyâle-i simîn: Gümüş kadeh. " Ey afitâb-ı tâb-ı der-i maşrık-ı kemâl / Sîmin rikâb-ı eşheb-i kadrin senin hilâl (Fıtnat Hanım).
  2. Gümüşü andıran, gümüş gibi: Ârzû-yı gerden-i sîmîn ü hâl-i anberin / Hâtırımdan bir nefes çıkmaz hayâl-i ham iken (Fıtnat Hanım). Eşk-i sîmîni dökerdi mâhitâb (Cenap Şahâbeddin). Karışır toprağın siyâhıyle / Reng-i sîmîn sath-ı deryânın (Tevfik Fikret'ten).
Sîmin-ber: birl. sıf. (Fars. ber "göğüs" ile) Gümüş gibi beyaz göğüslü: Eylemez her kim ayâr-ı hüsne rağbet Nâilî / Kadr-i âşık dilber-i sîmin-berinden bellidir (Nâilî). Sîmin-ten: birl. sıf. (Fars. ten "beden" ile) Çok beyaz vücutlu: Nûrdur sîmin-teni kim rişte-i pîrâheni / Fark olunmaz târ u pûd-ı şu'le-i mehtâbdan (Leskofçalı Gâlib).