KARi (Eski Türkçe'den beri kullanılır)
- Havadaki su buharının donmasından meydana elen ve yağmur gibi yağan hafif beyaz tâneler: Kar bir gün evvelki şiddetini kaybetmiş olmakla beraber hâlâ devam ediyordu (Reşat Nuri Güntekin).
- Bu tânelerin yerde birikmsinden meydana gelen beyaz tabaka: Ateşin eritir komaz karını / Elden mi aldırdın nâzik yârini (Aşık Ömer). Sizi dün bekledim o yollarda / Ki gezindikti bir zamanlar karda (Yahya Kemal Beyatlı).
Kar kuyusu: Eskiden yaza kar saklamak için meyilli arâzide açılan, altı ızgaralı ve çıkıntılı çukur [toplanan kar bu çukurlara doldurulur ve üzeri toprakla örtülür, yaz gelince bir delik açılıp alınırdı.
Kar Helvası: Üzerine pekmez veya şerbet dökülerek yenen kar:
Ettiğim taâmın halâvei yok / Kar helvası gibi lezzeti yok (Sabit).