2005'ten beri mutfakta · 574 tarif

HÜMÂ

14 Haziran 2007
HÜMÂ (Fars. humāy > humā) Kafdağı'nda ve dâimi karlar bölgesinde yaşadığı kabul edilen, boz renkli, kanatları zümrüt yeşili, gölgesinin bir kimsenin üzerine düşmesi o kimsenin başına devlet kuşu konacağına alâmet sayılan, çok büyük, yırtıcı, efsânevî kuş: Devlet erdi andan bana hâcet değil hümâ kuşu (Yunus Emre). Ol şeh-i hüsnün gözü üzre bakanlar kaşına / Sâye-i perr-i hümâ düşmüş sanırlar başına (Bâkî'den). Her kim ki arar bûy-ı vefâ tab'-ı beşerde / Benzer ona kim devlet umar zıll-i hümâdan (Ziyâ Paşa). Tebrîz'e uçtu feth-i celîlin hümâları / Bir böyle han görmedi Ã?ran semâları (Yahya Kemal Beyatlı). Hümâ-yı lâmekân: "Mekânsız olan hümâ" Allah. Hümâ-pâye: birl. sıf. (Fars. pâye "rütbe, derece" ile) Derecesi çok yüksek olan. Hümâ-pervaz: birl. sıf. (Fars. pervāz "uçan" ile) Yükseklerde uçan. Hümâ-sâye:birl. sıf. (Fars. sāye "gölge" ile) Hümâ gibi gölgesi âleme uğur ve zenginlik veren, lutuf ve iyilikleri her yanı kaplamış olan (kimse): Âsuman-pâye hümâ-sâye adîmü'l-emsâl (Nâilî).