DUDU
DUDU i. (Fars. tûtî'den) PapaÄan, tûtî [Dudu kuÅu da denir].
Dudu dilli: Tatlı dilli: Dudu dilli kuzucaÄımı aldı (Pir Sultan Abdal). AyaÄına giymiÅ altından nalın / Gel dudu dillim gel karÅımda salın (KaracaoÄlan).
DUDU i. (Dudu Kadın isminden) 1. YaÅlı kadınlar için kullanılan unvan sözü: "Fadime dudu." Aman sus. İÅte kılavuzum Zîbâ dudu geliyor (Å?inasi'den). 2. YaÅlı Ermeni kadını: TerlemiÅ yanaklarından boyaları sızan ÅiÅman dudular (Hâlit Z. UÅaklıgil). Bir gün komÅularından inmeli bir ihtiyarla siyah Åalvarlı bir dudu karÅısında kızını sıkı bir imtihandan geçirmemi istedi (ReÅat N. Güntekin).
DUDU BURNU birl. i. 1. Kırmızımtrak sarı renk, papaÄan gagası rengi. 2. Bu renkte olan: "Dudu burnu yeldirme." "Dudu burnu entâri." NarçiçeÄi Åemsiye dudu burnu ferâce / Bir ak yaÅmak tutunmuÅ nakÅı hayâlden ince (ÃÅık Râzî'den)