2005'ten beri mutfakta · 574 tarif

AŞK

14 Şubat 2007

AŞK (Ar. ‘işk)

  1. Bir kimse veya bir şeye karşı duyulan çok kuvvetli sevgi ve bağlılık, aşırı muhabbet: Aşk içre azâb olduğun ondan bilirim kim / Her kimse ki âşıktır işi âh u figandır (Fuzûlî’den). Senin için aşk oduna yandım (Pir Sultan Abdal).
  2. Şiddetli istek, tutku: Çeliğe su vermek onun aşkıydı (Ömer Seyfeddin). Bizdik o hücûmun bütün aşıkıyle kanatlı (Yahyâ Kemal Beyatlı).
  3. Kadın ve erkek arasındaki çok kuvvetli duygu, sevgi bağı: Bu ihtiyar koca ile bu genç zevcenin aşkı ve anlaşması gibi idi (Ahmet Hâşim). İstanbul’un öyledir bahârı / Bir aşk oluverdi âşinâlık (Yahyâ Kemal Beyatlı) Ondan evvel Osman Bey’in Şeyh Edebâlî’nin kızı Mal Hâtun’la olan aşkı vardı (Ahmet Hamdi Tanpınar).
  4. tasavvuf. Hakk’ın zuhûruna sebep olan ilk sıfat [Allah bilinmeyi arzulamış, bu arzu ve aşk kâinâtın yaratılmasına sebep olmuştur. Aşk, Hakk’ın zâtına izâfe edilen ilk sıfatı ve ilk zuhûrudur. Mutasavvıflara göre aşk, Hak yoluna giren kimseyi Allah’a eriştiren en kısa yoldur]: Ser-menzil-i her murâda rehberdir aşk / Keyfiyyet-i her kemâle mazhardır aşk / Her sâdır olan neş’eye masdardır aşk (Fuzûlî).

Aşk ile: Büyük bir arzu ile cân u gönülden. Aşk olmadan meşk olmaz: Arzu ve istek olmadan bir şey yapılamayacağını anlatmak için kullanılır: O halde önce isteyeceksiniz. Aşk olmadan meşk olmaz (Ergun Göze). Aşk olsun:
  1. Çok beğenilen bir şey karşısında, “Bravo, âferin!” anlamında takdir sözü olarak kullanılır: Ey serimîmâran, himmetine ve kudretine bin aşk olsun! (Rûşen E. Ünaydın). Aşk olsun, hani ben hovardalığı sevmem, ama iyi yapana da bayılırım (Burhan Felek).
  2. Sitem sözü olarak kullanılır: “Aşk olsun, neden gelmedin?”
  3. İçki meclislerinde “âfiyet olsun” anlamına gelir: Dolular boş ola boşlar dolsun / Sen hemen iç paşam aşk olsun (Enderunlu Fâzıl’dan).
  4. Tarîkat ehli arasında hayır temennîsi olarak kullanılır.
Aşk yapmak: Cinsel ilişkide bulunmak: Dilimize son zamanlarda giren “Aşk yapmak” söyleyişi, aşkı maalesef sâdece cinsel alana indirgeyen maddeci görüşün tesiriyle yaygınlaşmış bulunmaktadır (İlhan Ayverdi). Aşka düşmek: Âşık olmak. Aşka gelmek: Şevk ve heyecâna kapılmak, coşmak: Şimdi hepsi aşka gelerek kimi sırtından kürkünü, kimi parmağından yüzüğünü, kuşağından kesesini çekip bağışlıyordu (Safiye Erol). ...Aşkına: ... Uğruna, yoluna, hürmetine: Pîrim Ali on iki imam aşkına (Pir Sultan Abdal). Allah aşkına, bende biraz gayret bırak ki vedâ edebileyim (Nâmık Kemal). Pâdişâhımız Süleyman Gāzi aşkına şu sözümü dinleyiniz (Ömer Seyfeddin). Aşk-ı Eflâtûnî: Platonik aşk, maddeyle ilgisi olmayan, yalnız duyguda kalan aşk.