2005'ten beri mutfakta · 574 tarif

AHLÂK

6 Şubat 2007
AHLÂK: i. (Ar. hulk “yaratılış, tabiat, huy”un çoğul şekli ahlāk)
  1. İnsandaki iyi veya kötü huylar, tabiat: Zaman geçtikçe birbirinin ahlâkını o kadar öğrendiler, yekdiğerinin o mertebe mîzacgîri oldular ki... (Hüseyin R. Gürpınar). İnsanın vücûdu hastalanmakla, saçları ağarmakla ahlâkı değişir mi sanıyorsun? (Reşat N. Güntekin).
  2. İyi huylar, insanı mânen yükselten iyi tabiatler, fazîletler: Allah insana kendi ahlâkını vermek istemişti (Ömer Seyfeddin). Bir mahalleye bekçi olabilmek için nâmûsun, ahlâkın ve meslek evsâfının yerli yerinde olması îcap ederdi (Sâmiha Ayverdi)
  3. Bir toplumda kişilerin davranışlarını düzenleyen ve herkesin uyması gereken kurallar: “Yaptığınız hareket ahlâka aykırıdır.”
  4. kısaltma yoluyle. Ahlâk bilimi. “Bu ahlâk kitabını kim yazmış?”
Ahlâk dersi vermek: Davranış ve sözleriyle karşısındakilere edep ve terbiye öğretmek: “Davranışlarınızla hepsine güzel bir ahlâk dersi vermiş oldunuz.” Fenâlıkları ve haksızlıkları gizlemekle onlara yüksek bir ahlâk dersi verdiğini zanneden... (Reşat N. Güntekin). Ahlâk fukarâsı: Ahlâk kurallarına karşı ilgisiz olan, lâubâli davranan. Ahlâk zâbıtası: Büyük şehirlerde ahlâk düzenini korumakla görevli teşkîlât. (Birinin) Ahlâkı ile ahlâklanmak: Üstün ahlâklı mükemmel bir kimseyi örnek alıp ona benzemeye çalışmak (Bilhassa Hz. Muhammed’in ve din büyüklerinin ahlâkına bürünmeye gayret etmek). Ahlâken – Ahlâkan zf. (ahlâk’ın tenvinli şekli) Ahlâk bakımından, ahlâkça. “Bu gence kefil olurum, ahlâken çok mükemmeldir.”