2005'ten beri mutfakta · 574 tarif

Sütün Bereketi

6 Mayıs 2007
Sütün Bereketi

Konuk yazarımız Sakız Hanım bizimle haftalık süt macerasını paylaştı.

Süt içerken

Her pazar sabahı saat 11 gibi zilim çalıyor. Hemen ardından da yan komşunun zili. Bekliyor oluyorum zaten. Kapıyı açmamla dilimin ucundaki kelimelerin dökülmesi bir oluyor: “Hoşgeldin Teyze”. Selam vermeyi tercih ediyor o cevaben. “Getiriyorum tencereyi” deyip, hemen en müsait tencereyi çalkalayıp kapıya götürüyorum. “Bu hafta 2 kilo olsun, yoğurdum var teyze”, “4 kilo alayım teyze”. Sütçü teyzem altmış yaşlarında ağzı bol dualı bir kadın. Kendi ineği var, ondan sağıp getiriyor sütü. Ama yazın 1 ay kadar yok: ineği doğuruyormuş, o da komşuya emanet edip köye yazlamaya gidiyormuş fırsattan istifade. Tartıyor sütü. Parayı uzatırken üzerindeki süt kokusunu, hayvan kokusunu alıyorum hafiften. Yok, rahatsız etmiyor beni, gerçek süt geldi işte diyorum. Ve her hafta, ama sadece pazarları, İstanbul metropolünden sıyrılıp bir an Anadolu’da yaşıyorum. Sütçü teyze bana bir bad-ı saba oluyor.

Kefirle ilgili forumları dolaşırken rastladık sütle ilgili tartışmalara. Pastörize mi olsun, sokak sütü mü olsun? Pak pak kutular reklam da yapıyor televizyonda “beni al beni al onu alma” şeklinde. Hayır ben almasına alacağım sokaktan da, bulamıyorum ki. Asıl niyetim de yoğurt yapmak...Bir gün, sokak kapısında iki elinde iki bidonla bir teyzeyle karşılaşıyorum. Haftasonu da süt getirdiğini söyleyince sevinçle daire numarasını söylüyorum. Sanki dünyalar benim oluyor.

Teyze helalleşip gittiken biraz sonra bizim ev süt kokmaya başlıyor. Pek kıymetli misafirimizi ocağın başköşesine oturttuktan sonra kafamda pay ediyorum. Bir kere daha kaynarken önce güzel bir sütlü kahve yapılıyor. Kendimizi mutlu etmek istediğimiz zamanlarda kakaolu süte de dönüşebiliyor bu. Sonra tercihen soğuttuğum sütü tekrar kaynatıyorum. Yok efenim maksat hijyen filan değil, bildiğiniz kaymak olsun, daha doğrusu çoğalsın. Dinlenen kaymağı toplayıp koyuyorum bi kenara. Sonra yoğurdumu ‘çalıyorum’. Tatlı bir endişe, sulu mu olacak yoksa diye. Farketmez aslında, her halükarda sevgili yoğurdumuz o bizim. Kalan sıcak sütü hemen bir şişeye alıp hafif vakumlatmış oluyorum ki dayansın. Naparsınız, pastörize değil ki, dolapta bir haftaya kalmadan bozuluyor. Ne güzel! En son kalan ılık-soğuk süt kefir olacak.

İşin keyfi kaymağında saklı tabii. Bal-kaymak, reçel kaymak, tatlı-kaymak ikilileri yapıyoruz. Fakat en çok da site sahibinin –bence- hakettiği ilgiyi görememiş Endonezya usülü körili tavuğu için saklıyoruz. Krema değil, kaymak. Doğalından.

Yan komşu mu? O kapıyı açmıyor pazarları, perşembe alıyormuş sütü.